Zumbaradan Haberler kategorisindeki yazılar

26.000 X 10 = 260.000 TL. Büyük Bir Gücüz, Farkında Mısın?

aysegulguzel |
21 Kasım 2013 |

Charles Eisenstein, Zumbara’nın ev sahipliği yaptığı GIFTIVAL etkinliği için İstanbul’a geldiğinde yaptığı konuşmasında şöyle demişti: ‘İçiniz çok iyi bilir yapmak istediğinizi, burada var olma sebebinizi ancak bunun her zaman mantıklı bir açıklaması olmadığı, akıl sürekli konuştuğu ve sosyal dönüşümde süreç nispeten uzun olduğu için emin olamayabilirsiniz doğru yolda olup olmadığınıza.’

Kutsal ekonomi kitabının yazarı Charles’ın bahsettiği duyguyu yaşamışlığımız var ekip olarak. Acaba Zumbara işe yarıyor mu, gerçekten ilişki yaratıyor mu, güvenli topluluklara gidişte bir araç olabilir mi sorularını kendimize sormuşluğumuz var. Topluluğun hikayeleri bu süreçte bizlerin en büyük motivasyon kaynağı.

İşte tam da bu sebeple biayda.com’da devam etmekte olan imece fonu kampanyası bizler için çok değerli. Zumbara’nın devam etmesi için taşın altına elini koyan insanların olduğunu görmek çok anlamlı. İmece fonunda ihtiyaç duyduğumuz miktar toplanırken bunun imece bir şekilde olması bizler önemli olan. Her birimizin az da olsa katkıda bulunduğu, her birimizin desteği ile ayağa kalkan bir yapı Zumbara topluluğunun özlemini duyduğu. Zumbara dünyasında bulunan 26.000 kişi sadece 10’ar TL verdiğinde 260.000 TL’ye ulaşıyoruz. Büyük bir gücüz ve biz bize yeteriz eğer gerçekten inanır ve görebilirsek.

1 haftada 42 kişiden topladığımız 5860 TL ile hedefimizin %64’üne ulaştık. Tamamlayacağımıza güvenerek zumbara.com’u geliştirecek ekip ile haftaya Çarşamba kodlamaya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Alternatiflerimizi hep birlikte yaratabiliriz. Bugün bize destek olmanıza ihtiyacımız var. zumbara.com’a can verme kutlaması etkinliğinde bize katılın ve hedeflerimizi gerçekleştirmenin keyfine ortak olun.

 

İmece Fonu ile zumbara.com’u Ayağa Kaldıralım. Hep Birlikte…

aysegulguzel |
13 Kasım 2013 |

Zumbara olarak biayda platformu aracılığı ile toplulukla en son 28 Mayıs tarihinde buluşmuştuk ve bu tarihin hayatlarımızda yarattığı her şeyi durduran etkisi sebebi ile ilk başlattığımız kitlesel finansman kampanyasını durdurma kararı almıştık. Vardır her şeyde bir hayır dedik ve devam ettik yola ve şimdi tekrardan karşınızdayız. Bu sefer sizlere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Zumbara’yı biliyorsunuz, Türkiye’nin ilk alternatif ekonomi deneyi. 36 ülkede uygulanan diğer zaman bankalarından temel farkı ise zaman bankası sistemi ile sosyal ağı birleştiriyor olması. Zumbara’nın getirdiği bu fark, dünyanın en büyük ve en hızlı büyüyen zaman bankası topluluğuna dönüşmesine sebep olmuş durumda. Yani yarattığımız zumbara.com işe yarıyor, bizi bize yakınlaştırıyor…İnişli çıkışlı süreçleri de beraberinde getirerek. Zumbara ilk önce Hindistan ardından da iki kez Türkiye’de programlandı, her birinde sil baştan olacak şekilde. Bu süreçte kişisel kaynaklar, gönüllüler ve yatırımcılar destek oldu. 2012 sonunda yatırımcılar ile vizyonda anlaşamadığımız için ayrılmamızdan sonra Zumbara programlama ekibi geliştirmeye destek veremez hale geldi ve programlama durdu.

Son bir kaç aydır zumbara.com’da bir çok teknik hata (bug) var. Sizlerden bu hatalar ile ilgili email aldığımızda size ‘biliyoruz ancak şu an elimizden bir şey gelmiyor, ne zaman düzelir emin olamıyoruz’ cevabı veriyorduk. İşte şimdi bu hataların ve aciliyetli fonksiyonların geliştirilmesi için bize destek olmak isteyen bir ekibimiz var. Onları minimumda da olsa finansal bir şekilde desteklemek için de sizlerin desteğinize ihtiyacımız var. Aşağıda bağlantılarda gördüğünüz bug ve fonksiyonların geliştirmelerinin yapılması için 66 güne ve 8100 TL’ye htiyaç var.

Sizden gelen kaynak öncelikle bu programlama kalemlerine aktarıldıktan sonra bir müddet daha kitlesel finansman kampanyası serilerine devam ederek Zumbara’yı açık kaynak kodlu hale getirmeyi planlıyoruz. Böylelikle Zumbara’yı isteyen istediği gibi kullanıp, istediği gibi geliştirebiliyor olacak.

Şu sıralar bir yandan programlama konusunda alternatif bir sürece hazırlanırken bir yandan da finansal sürdürülebilirlik için alternatifler yaratmak üzerine yeni heyecanlar yaşamaktayız. Zumbara’da artık 26.000 kişi farklı bir değer sistemini deneyimlemeye başladık bile. İşte bu alternatif ekonomi deneyini büyütmek ve hep birlikte alternatiflerimizi yaratmak için desteğe ihtiyacımız var.

Öncelikle ihtiyacımız olan finansal destek. Şu an finansal kaynağım yok diyorsan canın sağ olsun. Zumbara teknik ekibine Zumbara coders email grubundan katılarak geliştirme sürecine destek olabilirsin. Veya Zumbara alternatif ekonomi email grubuna katılarak genel sürece dahil olabilirsin.

Buraya tıklayarak Zumbara’nın kampanyasını inceleyebilir, dilediğin miktarda destek olabilir ve karşılığında Zumbara topluluğu ile birlikte hazırladığımız özel ödüllere sahip olabilirsin. Kitlesel finansman kampanyamız için hazırladığımız videomuza ise şuradan ulaşabilirsin.

Yaşamak istediğimiz hayatı yaratabilecek olanlar bizleriz… Bunu hep birlikte yaratmak dileği ile.

Sevgiyle ve aşk’la,

Zumbara Ekibi

Not: Zumbara’nın kitlesel finansman projesi 13.12.2013 tarihinde sonlanacaktır.

Türkiye’de Sakin Pazar

yelizyilmaz |
24 Eylül 2013 |

Yavaşlamak güzeldir. Yavaşladığımız an kendimiz ile yakınlaşırız. Yavaşladığımız an hayat ile tekrar buluşuruz. Yavaşladığımızda ailemize, arkadaşlarımıza, etrafımızda olan bitene ve kendimize hak ettiğimiz ilgiyi ve değeri verebiliriz.

Bu Pazar yavaşlık ve sakinlik pazarı. Belki de eski günlerdeki gibi, bu Pazar izin verelim zaman yavaş aksın. Ne yapmayı seviyorsak onu yapalım, ekmek pişirelim, bahçe ile uğraşalım, ailemiz ile keyifli bir yemek yiyelim, en sevdiğimiz kitabı ve kahvemizi alıp keyif yapalım, doğada yürüyüşe çıkalım, kendimiz ile bağlantı kuralım, anda kalalım, sakin olalım… Her şeyin hali hazırda yeterli olduğunu, birbirimize yetebildiğimizi, her şeyin olduğu hali ile güzel olduğunu fark edelim. Bu Pazar sakinliğimiz, diğer Pazarlarımıza ilham versin. Koşturmacalarımız, eksiklik hissimiz, hep daha fazlası için bitmek bilmeyen ihtiyaçlarımız son bulsun. Bu Pazar izin verelim keyifli bir pazar olsun.

Bize katılmak için…

1. Bu Pazar (29 Eylül) saat 14:00-15:00 arasında gerçekleşecek sakinlik mekanlarında bize katıl.

2. Kendi mahallende, şehrinde, apartmanında, parkında, kendi sakinlik mekanını yarat. Bize haber ver, duyuralım ve insanlar sakinliğine ortak olsun.

3. Kendi ‘Sakin Pazar gününde’ neler yapacağını veya yaptığını bizlerle paylaş, bize ilham ver.

Daha fazla bilgi etkinlik sayfasında @ https://www.facebook.com/events/514880785266061/ 

Zumbara’ya Neler Oluyor?

aysegulguzel |
23 Eylül 2013 |

Özellikle son 2 haftadır zumbara.com’a girişlerde sorun yaşanmakta. Sorunu tam olarak ne zaman çözebileceğimizi bilemediğimiz ve sizlere de ne zamandır Zumbara tarafında neler olduğunu bildirmediğimiz için bizim buralarda neler oluyor bir haber vermek istedik.

zumbara.com’a girişlerde sunucudan kaynaklanan sorunlardan dolayı aksaklıklar yaşıyoruz ve çözülmesi zaman alıyor çünkü şu an düzenli olarak Zumbara ile ilgilenebilen programcılarımız yok. Yani zumbara.com şu an kendi kendini çalıştırıyor ve sürdürüyor. Nasıl yani diye soruyorsanız durun baştan anlatalım.

Bildiğiniz gibi Zumbara olarak daha önce bir yatırım anlaşmamız vardı ve aldığımız yatırım sayesinde programcılarımıza maaş ödeyebiliyorduk. 2013 Ocak ayında vizyonlarda farklılaşmaya başladığımız için yatırımcılarımızdan ayrıldık. Mayıs 2013’e kadar Zumbara ekibi olarak kendimizi finanse etmeye ve Zumbara için çalışmaya devam etmeye karar verdik. Mayıs sonunda artık finansal kaynaklarımız tükenmişti ve devam edebilmek için bir kitlesel finansman kampanyası başlattık. Tesadüf bu ki kitlesel finansman kampanyasına başladığımız gün Gezi olayları da başladı ve kampanyayı durdurma kararı aldık. Tüm bu süre zarfında zumbara.com’un programcıları tam zamanlı başka bir işte çalışmaya başladı ve Zumbara’ya zaman ayıramadıkları için Zumbara büyük çoğunlukla sahipsiz kaldı.

Mayıs sonrası bir yandan Zumbara’nın açık kaynak kodlara geçmesi için bir grup gönüllü ile zumbara.com’un dökümentasyonunu yapmaya başladık, bir yandan da acil olarak düzeltilmesi gereken hatalar ve bazı yeni fonksiyonlar için programlama yapabilecek yeni bir ekip arayışına başladık. Bu programlamanın yapılabilmesi için gereken bütçeyi oluşturabilmek için Ekim sonunda yine bir kitlesel finansman kampanyası planlıyoruz. zumbara.com symfony adlı bir ‘framework’de yazıldığı için kodlar üzerinde programlamaya devam edebilecek bir ekip bulmakta ciddi anlamda zorlanıyoruz. Eğer etrafınızda symfony bilen, zumbara.com’u programlamaya devam edebilecek bir ekip/kişi tanıyorsanız lütfen bizim ile iletişime geçin.

İşte böyle… zumbara.com’a bu sıralar girilememesi, girildiğinde bir çok hata ile karşılaşılması, hataları bildirdiğinizde bizden ‘farkındayız ancak ne zaman çözebileceğimize emin değiliz’ emaillerinin gelmesinin sebebi bu. Bir yandan tüm bunlar olurken yorulmuş hissediyoruz, programlamanın tekrar ve tekrar karşımıza çözülmesi gereken bir sorun olarak çıkması ve akmıyor olmasından rahatsızız. Diğer bir taraftan vardır bir hikmet, hayırlısı deyip yola devam etmeye çalışıyoruz. Bu mektubu sizlere yazmamızın sebebi de her şeyden önce galiba biraz yalnız olmadığımızı hissetmeye ihtiyacımız olması. Zumbara topluluğu orada mısınız, bizi anlamakta mısınız merak ettik.

Tüm süreçlerin su gibi akması, zumbara.com’un programlama sorununun çözülmesi, ilişkilerin ve toplulukların artması ve değer katmaya çabalayanların kendilerini asla yalnız hissetmemesi dileği ile.

Sevgiler,

Zumbara ekibi

Gezi Parkı Sürecinin Zumbara için Anlamı ve Yapabilecekleriniz

aysegulguzel |
27 Haziran 2013 |

Doğanın ve insan ilişkilerinin neredeyse tamamının para karşılığı alınıp satılır olduğu günümüzde, hayat tüketilebilecek bir ürün olarak karşımızda dururken, para ve zaman algımızı tekrar ve tekrar sorgulamamızı sağlayan Zumbara için gezi parkında bulunmak sorgulamaların uygulamaya döndüğü bir gerçeklikti.

Gezi parkında Zumbara vizyonunu yaşadık kelimenin tam anlamıyla 20 gün boyunca. İnsanların zamanı özgür bıraktıkları, parayı şükranın ifadesi olarak kullandıkları, birlik, bütünlük ve bolluk bilinciyle armağan kültüründe yaşadıkları bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz diyorduk ya, işte gezide bu dünyayı yaşadık biz.

Gezi’de hayat cömertlik üzerine tasarlanmıştı. Kütüphane, mutfak, itfaiye, bostan, revir, atölyeler dayanışmanın kendi kendine ne kadar çabuk örgütlü hale gelebileceğini gösteriyordu adeta. Hepimizin değerli hissetmeye ihtiyacımız var diyoruz ya hep, Gezi’de bütünün hayrına ben ne verebilirim diye kendine sormaktaydı herkes. Kendimizdeki en iyiyi başkaları ile paylaşırken, kendimizi değerli, özel ve iyi hissediyorduk.

Farklılıklarımızı anlamak zorunda olmadan, her birimizin olmak istediği gibi olma özgürlüğünün yaşandığı bir alandı Gezi. Farklılıklara rağmen, tamamen olduğumuz gibi kabul edilirken ortaya çıkan birlik hissi o kadar besleyiciydi ki, anlatılmaz yaşanır sadece.

Tüm bu yaşanmışlıklar, deneyimler farklı bir dönemi başlattı artık. Mahalle forumları etrafında mahalleli her gün bir araya geliyor. Rekabet yerine dayanışmayı, materyalizim yerine anlamı mümkün kılıyor. Tam da bu noktada, başka bir dünyanın mümkün olduğunu kalbimizin ta derinlerinde önceden beri hisseden bizlere – Zumbaralılara, etrafımızdaki hayatı güzelleştirmek için yeni alanlar açılıyor.

Bu yeni bir dönem. Kendi kendine organize olan, bireylerin insiyatif aldığı, akışta yaratıcılık bulan bir dönem. Bu her birimizin katılımı ile güzelleşecek bir dönem. Mahallelerinizi güzelleştirmek, dayanışma, topluluk ve birlik hissini özgür kılmak için başkasını beklemeyin, harekete geçin. Bizden size yapabilecekleriniz ile ilgili bir kaç öneri:

  • Mahallenizde yer alan parklarda, toplanma yerlerinde paylaşım masaları açın. Servis değişimleri, atölyeler, eşya takasları düzenleyin.

  • Armağan çemberleri organize edin. Çemberde bir araya gelen kişiler, teker teker topluluğa verebilecekleri bilgi, beceri, yetenek, deneyim ve eşyalarını, ve ihtiyaçlarını paylaşırlar. Her bir kişi zaman konusunda duyarlı olarak, ortalama 1-2 dakika konuşur. Çemberin kolaylaştırıcısı zaman konusunda çembere destek olur. Birbirimizi daha yakından tanırken, paylaşımlar sayesinde ilişki oluşturmaya başlarız.

  • Kamusal alanlarda paylaşıma açık kütüphaneler yaratın.

  • Alternatif ekonomi atölyeleri düzenlemek isterseniz, bizi çağırabilirisiniz. Abbasağa ve Yoğurtçu parkında önümüzdeki günlerde atölyeler gerçekleştireceğiz.

Bu süreçte mahallenizde paylaşımı arttırmak için rol almak istiyorsanız ancak sorularınız varsa, bir araya gelerek detaylı konuşabiliriz. Bize aysegulguzel@zumbara.com’dan ulaşın.

Son olarak, geçen ay başlattığımız ve Zumbara’ya finansal destek yaratmak için kurguladığımız kitlesel finansman kampanyasını bu süreçte durdurduk. Zumbara’nın finansal sürdürülebilirliği için destek olmak isterseniz, bu konuda da bize yazabilirsiniz.

Uzun lafın kısası, şehre iyilik geldi ve bu duyguyu sürdürülebilir kılmak hepimizin elinde.

Mutlu paylaşımlar!

 

Zumbara Kitlesel Finansman Kampanyamızı 15 Haziran’da Durdurma Kararı Aldık

aysegulguzel |
20 Haziran 2013 |

Geçen hafta, 28 Mayıs’da başlattığımız kitlesel finansman kampanyasını durdurarak, ileri bir tarihe erteleme kararı almıştık. Tüm olan olayların ortasında duyuruyu sizlerle paylaşmakta geciktik. O tarihte hazırladığımız duyuruyu, aşağıda görebilirsiniz:

Bildiğiniz gibi 28 Mayıs tarihinde Zumbara için bir kitlesel finansman kampanyasına başlamıştık. Sizlere yaşadığımız finansal zorluklardan bahsetmiş ve dileğimizin, bize ve Zumbara’ya inanan kişilerin destekleriyle yola devam edebilmek olduğunu söylemiştik. Bu kampanyaya başladığımız gün Gezi parkı olaylarının başlangıcı ile aynı güne denk geliyor. Eeeee, hayatta hiç bir şey tesadüf değildir. Üzerinden 18 gün geçti ancak biz finansal zorluklarımızı, kampanyayı, tüm diğer gerçeklikleri unuttuk ve Gezi Parkı deneyiminin içerisinde var olduk. Gezi parkı Zumbara vizyonunu, birlik, bütünlük, bolluk, bereket, dayanışma hissiyatını her gün yaşamamızı sağlayan, insani değerlerimizi, farklılıklarımızı, değerli hissetme ve destek olmak isteme güdülerimizi ortaya çıkaran; bir rüya kadar güzel olan bir gerçeklik oldu bizim için. 

Bir baktık, zaman geçip gidiyor, malum kitlesel finansman kampanyası da sadece bir ay sürüyor ve bu yaşamakta olduğumuz deneyim belki insan ömründe sadece bir kez gelir insanın başına dedik ve tamamen akışa bıraktık her şeyi. Şimdilik kampanyayı iptal etme kararı almış bulunuyoruz. Yakın tarihte yeniden başlayarak, desteklerinizi istiyor olacağız. Şu ana kadar bize destek vermiş kişilerin hesaplarından herhangi bir kesim yapılmayacak.

Gezi parkında hissedilen dayanışma ve birlik duygusunun daim olması, önce tüm Anadolu’ya, oradan da tüm dünyaya yayılması dileği ile.

Aşk’la kalın,

Sevgiler,

Zumbara Ekibi

Sanki Son Yaşadıklarımız için Yazılmış Bir Anadolu Masalı

aysegulguzel |
03 Haziran 2013 |

Hiç bir şeyin tesadüf olmadığına inanıyorum bu evrende. Pazar sabahı gelip İstanbul’da umutsuz düşen bizleri dinginleştiren ve bereket hissini yollayan yağmur gibi. Perşembe akşamı geç saatte Gezi Parkından döndüğümde kafamı dağıtmak ve umut dolmak için okuduğum masal kitabımdan şu masalı okumuştum. Günler geçtikçe bu masalı hep daha fazla düşünür oldum. Sanki yaşadıklarımız başka bir dönemde bu topraklarda daha önce de yaşanmış ve hep bilge olan Anadolu masalı oluşmuş gibi…

MAVİ KAHKAHA ÇİÇEĞİ

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer top oynarken eski hamam içinde, var varadan, sür süreden. Manisadan Tireden, Mehmet Efem dedim düştüm yola. Mehmet Efe çıkmış dağa, silah atar sağa sola. Mehmet Efenin atları kıyır kıyır kişniyor, arpa buğday istiyor. Sus Mehmet Efe sus, masal başlıyor.

Çiçeğim çiçeğim seni kimler dikti?

Pamuk eller dikti.

Kimler suladı?

Kamış parmaklar suladı.

Hah hah hah hah haaaaaa!

Bir varmış, bir yokmuş. İnsanoğlunun başından geçenler dağdan taştan, kurttan kuştan daha çokmuş.

Adı sanı bilinmedik bir zamanda bir padişah varmış. Genç yasında geçmiş başa, hükmünü yürütmüş dağ ile taşa. Ne var ki işlediği hayır, yaptığı kötülüklerin yanında devede kulak kalırmış. “Bu insanlar benim yurttaşım, onlara kötülük edersen ağrır başım” demez, gözünü kapatır, kalbini karartır gelişi güzel buyruklar verirmiş. Yanındaki veziri, vüzerası ya söz geçiremediklerinden ya da iş bilmediklerinden padişahın memleketin hayrına olmayan buyruklarını önleyemezlermiş.

Allah böyle bir padişahtan memleketi korusun. Böyle bir insan başta iken insanlarda ne huzur kalır, ne mutluluk. İnsanoğlu bir ağaca benzer. Emek verirsen büyür, ulu bir varlık olur. Yoksa suyu seli bir ağaç gibi günden güne sararır, solar, kurur.

İnsanlar yaşadıkça deneyimleriyle birlikte akılları da artar. Kolay kolay hatalı yola sapmazlar. Ama padişah yaşlandıkça, huysuzluğu artmış, huysuzlandıkça halkı canından bezdirir olmuş. Sabahleyin daha kargalar gak demeden uyanır, vezirini yanına çağırır, ipe sapa gelmez buyruklarını sıralamaya başlarmış.

“iki kişinin bir araya gelmesi yasak! Buyruğum tezden halka duyrula!”

O ülkede develerden çok tellal varmış. Omuzlarında birer davul, güm güm de güm güm, sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar çığırıp dururlarmış: “Ey ahali, duyduk duymadık demeyin! Bundan böyle şehirde köyde, tarlada tapanda, bahçede harmanda, handa hamamda iki kişinin bir araya gelmesi yasaktır!” Yiğitsen iki kişi bir araya gelip bir çift söz konuş. Kolcular yakanıza yapıştığı gibi haydı zindana… Artık oradan nasıl, ne zaman çıkılır, Allah bilir. O ülkede dışarıda gezenden çok içeride yatan varmış. Zindanlar tıklım tıklım insan doluymuş.

Gene bir gün padişah yatağından ters tarafından kalkmış. Ortada hiç bir neden yokken öfkeden çatlayacak, biri dokunsa pat diye patlayacak halde imiş. Bu sırada sokakta bir gülme sesi duymuş. Öfkesi büsbütün artmış. Daha kahvaltısını yapmadan vezirini çağırmış:

“Bundan sonra hiç kimse sesli ya da sessiz gülmeyecek! Gülenin, kahkaha atanın, hatta gülümseyenin boynu vurulacak.”

Vezir ne yapsın, carnacar, gitmiş, sokaklara tellallar salmış.

Aslında kimse gülecek durumda değilmiş. Aklı başında olan kimseler, gülmek şöyle dursun, düşünüp dururlarmış kara kara. İnsan gülebilen hayvandır demişler, şeker yemişler. Gülmenin kime ne zararı var. Bir kahkaha bin derdi savar. Nice hekimler kahkahanın ilaç yerine geçtiğini savunmuşlardır. Gençlikte kocalıkta, içerde, dışarıda, hatta iş tutarken ya da avare yatarken insan güleç yüzlü olmalı. Gel de bu gerçeği padişaha anlat…

Neyse… Bir mahallede on beş yasında, aklı başında yoksul bir kızcağız varmış. Aydan arı, sudan duru… Doğan aya ya sen doğ, ya ben doğayım diyor. İnsan seyretmeye doyar mı ki acaba? İnsanın talihi güzel olmayınca neye yarar… Kız anadan öksüzmüş. Babası yıllardır zindanda yatıyormuş. Kolcular, bir yasağa uymadı diye adamcağızı götürüp atmışlar. Gidiş o gidiş… Kızcağız yıllardır babasından ne bir haber almış. Ne de birisi gelip ona haber vermiş.

Kara yazılı kız durmaz ağlar, al yerine karalar bağlar, durmadan inci gibi gözyaşları akıtırmış. Bir gün bir saksının toprağını kabartırken toprağa iki damla gözyaşı düşmüş. Çok geçmemiş aradan, neler var etmez ki yaradan, gözyaşlarının düştüğü saksıda küçük bir filiz boy vermiş. Birkaç gün içinde de dallanıp budaklanmış. Köyü yeşil yapraklarının arasından öyle mavi çiçekler açmış ki, o güne kadar ne görülmüş ne de duyulmuş. Mavi, masmavi çiçekler. Gökyüzünden de mavi, engin denizlerden de. Bu çiçeklere bakanların içi, sevinç, neşe, huzur, dinginlik dolarmış.

Kızcağız her sabah saksıyı önüne alır, toprağı kabartır sular, çiçeği de koklayıp öpermiş. Karşılıklı konuşmaya başlarmış sonra da. Kızın sorularına bir bir karşılık verirmiş o maviler mavisi, güzeller güzeli çiçek:

“Çiçeğim çiçeğim, seni kimler dikti?”

“Pampal ( yumuşak, pamuk gibi) eller dikti”

“Kimler suladı?”

“Kamış parmaklar suladı”

“Kimler öptü?”

“Kiraz dudaklar öptü.”

Sonra çiçek uzun uzun: “Hah hah hah hah haaaa!” diye bir kahkaha salarmış. Kız da duramaz “Hah hah haaaa!” diye ona karşılık verirmiş. Bu kahkahaları bahçedeki güller duyar, katmer katmer olurlarmış. Kuşlar duyar çığlık çığlık, kanat kanada gelirlermiş. Kelebekler duyar, havada büsbütün yel yepelek olurlarmış.

Ah vah, gözyaşı, acı, keder dolu günleri değişivermiş o kara yazgılı kızın. Gülmeyen yüzü gülmüş, çatık kaşları gevşemiş. Karamsar düşünceler, kendisini mutsuz eden kuruntular silinivermiş içinden. Kıpır kıpır, sevgi dolu, yaşama isteği dolu bir genç kızmış artık. O aydan arı, sudan duru güzelliğine gelince bin kat daha artmış. Doğan ay bu güzellik karşısında elleriyle yüzünü kapatmak zorunda kalırmış her akşam. Güneş de her sabah doğarken kızı kıskanır, bulutların arkasına saklanırmış. Mavi çiçek, kızın geçim sıkıntısı çektiğini biliyor olmalı ki, bir gün:

“Yeni çiçekler büyüt incecik dallarımdan

Sat onları

Ben kahrolmam arımdan”

Diye bir şarkı fısıldayıvermiş kızın kulağına. Kız küçük dalcıklar koparmış. Bunları çimlendirdikten sonra yeni saksılara dikmiş. Pazara götürüp satmaya başlamış. Bu mavi mavi, ince ince çiçekleri bir alan bir daha almış. Kısa zamanda öyle aranır bir çiçek olmuş ki, değeri bir kaç misli artmış. İş bu kadarla kalmamış. Çok sürüm yaptığını görenler de yetiştirip satmaya başlamışlar. Kısa zamanda ülkenin köyü kenti mavi kahkaha çiçeği ile dolup taşmış. Bu ne demekmiş, biliyor musunuz? O gülmenin gülümsemenin yasak edildiği ülke, baştan başa kahkahaya, neşeye sevince boğulup kalmış. Padişahın adamları durmadan, suçlu olup olmadığını sormadan adam toplayıp içeri tıkıyorlarmış ama köyde, kasabada, kentte hep “hah hah hah haaa” kahkahalarıymış işitilen. Halk yasak edildiği halde durmadan kahkaha atıp dururken padişah öfke ile küp gibi dolar, saçını başını yolarmış.

Ha bire emirler yağdırırmış adamlarına: “Yakalayın! Tutun! Kaçırmayın! Kimse izinsiz kahkaha atamaz!”

Padişahın çılgınlığı belli, deliliği herkesçe malummuş ama neyleyip n’etsinler. Nereye başvurup kime gitsinler?

Yalnız Allah’ın işine bakın ki, tutmakla, zindana atmakla görevli olanlar da kısa zamanda mavi kahkaha çiçeğine teslim olmuşlar. Evlerinde kızları, kadınları çiçeği yetiştirdiği için onlar da kahkahalarını tutamaz, kahkaha atamaz olmuşlar. Bir şeye karşı düşkünlük, bu isterse bir çiçek olsun, memleket çapında artmışsa hiç kimse önleyemez. Sonunda saraylı kadınlardan birisi gizlice bir mavi kahkaha çiçeği saksısı satın almış, getirmiş padişahın yatak odasına koymuş. Padişah ertesi sabah uyandığında bakmış, başucunda bir çiçek, gülse gülecek. Mavi gözlerini kırpıştırarak kendisine bakıp duruyor. Çağırdığı oda hizmetçisine sormuş:

“Bu da ne?”

“Çiçektir padişahım.”

“Nasıl bir çiçek böyle? Sanki insan gibi bana bakıyor.”

“Bakar efendim! Dilerseniz sizinle konuşur da.”

“Konuşur mu? Bu çiçek mi? Peki ne konuşacağım?”

“Ne isterseniz konuşunuz padişahım.” Padişahın küpündeki öfkeler depreşmiş, cinleri başına üşüşmüş:

“Konuşmak ha? Şimdi ben ona gösteririm!” Yerinden doğrulmuş, saksıyı kaptığı gibi ye çarpmış. Üzerinde tepinip iyice çiğnemiş. Bunu yaptıktan sonra hizmetçisine:

“Kim yetiştirdi bu çiçeği?” diye sormuş.

Hizmetçi daha karşılık vermeden, çiğnenmiş, buruş buruş olmuş çiçek dirilivermiş yeniden. Dile gelmiş bülbül gibi şakımış:

“Pampal eller yetiştirdi”

“Kim köydü onu buraya?”

“Kamış parmaklar koydu.”

Her zaman olduğu gibi çiçek gene uzun uzun ”hah hah hah haaa!” diye bir kahkaha atmış. Padişah kendisini tutmak istemiş, tutamamış. Ağzını kapatmak istemiş, kapatamamış. Dana gibi bağırma ile böğürme arası bir kahkaha salmış ki sarayın her tarafına duyulmuş. Sarayın bacalarına tünemiş olan kargalar korkudan göğe fırlamışlar.

Padişah kahkaha attıkça atmış, uzanıp yere yatmış. Onu gülmekten alıkoyamamışlar bir türlü. Saray hekimini çağırmışlar da o içirdiği zehirden acı bir ilaçla susturabilmiş ancak. Şu Allah’ın hikmetine bak! Saatlerce çılgın gibi kahkaha atması öfke küpünün boşalmasını, cinlerinin savulmasını sağlamış olmalı ki ayıktığında artık aklı başında bir adammış. Eski azgın bakışlı insan o değilmiş sanki. Gülümseyen, gülümsedikçe de iyilikler düşünen bir yüz belirmiş yüzünde. Gayri bir fenalık görmemeye başlamış hem gecesinde, hem gündüzünde. Bir çırpıda kaldırıvermiş saçma yasakları. Sevimli, tonton bir padişah olmuş eskileri unutan halkın gözünde.

Kahkaha çiçeği de o ülkenin en has çiçeği olup çıkmış. Uğruna bayramlar, festivaller düzenlenmiş. Onun çile çekmiş yoksul bir kızın gözyaşlarından doğduğu unutulmuş gitmiş ama kahkaha atmak bir daha unutulmamış.

Köprülerin altından şular aktıkça, balık kavağa çıktıkça koku kurumuş kahkaha çiçeğinin. Unutulup gitmiş. Öyledir, insanoğlu bir gün şu kuşa gönlünü kaptırır, bir gün öbür kuşa. Bir gün kartalı başına kondurur, öbür gün serçeyi. Yalnız ben duydum ninemden, o da duymuş ninesinin ninesinden, ayak basılmadık bir ormanda mavi kahkaha çiçekleri hala açarmış. Kendi kendilerine kahkaha atıp dururlarmış orada. Onlar ermiş muratlarına, biz çıkalım kerevetine.

Gökten üç elma düştü, gülen, gülümseyen, kahkaha atan çocukların başına.

Hasan Latif Sarıyüce, Anadolu Masalları, Mavi Kahkaha Çiçeği, s. 57-62

Zumbara’nın yolculuğuna bağımsız bir şekilde devam edebilmesi sana bağlı!

aysegulguzel |
29 Mayıs 2013 |

Türkiye’den ve dünyadan bir çok farklı sosyal girişimcilik ödülü alan, farklı bir çok şehir, üniversite, mahalle ve kurumda sağlıklı topluluklar kurmayı başaran Türkiye’nin ilk alternatif ekonomisi Zumbara yoluna bağımsız bir şekilde devam edebilmek için topluluğun desteğini arıyor!

Başka türlü bir dünyanın mümkün olabileceğine mi inanıyorsun? Rekabet yerine dayanışma, materyalizm yerine anlam, kuşku yerine güven, sahip olma yerine paylaşım mı diyorsun? Paranın yarattığı değer dünyasını sık sık sorguluyor musun? Dünya cömertlik üzerine tasarlansaydı nasıl olurdu diye mi düşünüyorsun? Seni Türkiye’deki zaman bankası Zumbara’ya destek olmaya davet ediyoruz!

Artık bir yol ayrımındayız! Bizim Zumbara’yı buralara getirmek için kullandığımız kişisel kaynaklarımız tükendi. İhtiyacımız olan finansal kaynağı tek bir kişi veya kurum yerine, projeyi desteklemek isteyen çok sayıda kişi veya kurum aracılığıyla sağlıyor olacağız ve bunu da kitlesel finansman kampanyası (crowdfunding) yoluyla yapıyoruz.

Bir ay boyunca, bağlantıda yer alan projeye, bireyler ve kurumlar katkıda bulunmak istedikleri miktar oranında destek olacaklar. Bu bir ay içerisinde hedeflenen miktara ulaşıldığında, Zumbara bu kaynağı, Türkiye’de ve dünyada alternatif ekonomi hareketinin bağımsız bir şekilde ilerleyebilmesi için kullanıyor olacak.

Destek olmak için kampanyamızı incele, yapmak istediğin katkıyı belirt ve paylaşım dünyasına sen de katıl!

* Yukarıdaki fotoğrafa tıklayın ve para yerine zaman kullanılarak hazırlanan videomuzu izleyin!

 

 

Zumbara İhtiyaç Listesi

aysegulguzel |
09 Mayıs 2013 |

Zumbara’yı sürdürülebilir kılmak her zaman çok kolay olmuyor. Süreç boyunca farklı kaynaklara ihtiyacımız oluyor. Bu ihtiyaçları farklı kanallarla sizlere iletmek istiyoruz ki, Zumbara’nın sürdürülebilirliğini hep birlikte sağlayabilelim. Zumbara’nın ihtiyaçlarını karşılayan kişilere, Zumbara’nın farklı süprizleri olacak, şimdiden söyleyelim :)

Nedir peki bu ihtiyaçlar?

* Sunucu (server)
* Basında çalışan ve/veya basında kontağı olan kişiler
* Zumbara’nın düzenli kullanabileceği ofis mekanı
* Zumbara’nın etkinliklerini gerçekleştirebileceği, zaman merkezi olarak kullanabileceği mekan
* Zumbara’nın poster, afiş, rozet, t-shirt, dergi, kitap vb. alanlarda duyduğu tasarım ihtiyacını karşılayabilecek tasarımcılar
* Zumbara’nın poster, afiş, rozet, t-shirt, dergi, kitap vb. materyallerinin basımını üstlenebilecek kurumlar
* Zumbara’nın farklı zamanlarda video çekim ve kurgu ihtiyacını karşılayabilecek kişiler
* Farklı dillerde çeviri yapabilecek çevirmenler
* Ofis malzemeleri (post-it, renkli kalem, farklı boyutlarda kağıtlar…)
* Zumbara ekibinin ulaşım masraflarının karşılanması (uçuş milleri veya biletlerin alınması)
* Zumbara ekibinin yemek masraflarının karşılanması (yetiştirdiğiniz sebze-meyveyi yollama, yemek ticketları, mekanınıza davet vs.)
* Facebook’ta reklam vermek için finansal destek vermek isteyen kişiler
* Kullanıcı deneyimi (UX) tasarımı yapabilecek, bu alanda deneyimli tasarımcı
* Zumbara’nın programlamasına destek olabilecek Symfony PHP framework‘ünde deneyimli back-end programcıları
* Zumbara’nın front-end programlama ihtiyaçlarını karşılayabilecek, front-end programcıları
* Zumbara’yı ‘open source’a taşıma projesini sürdürebilecek olan, bu konuda deneyimli programcılar

Aynı zamanda şimdiden ilk haberlerini vermiş olalım. Yakın zamanda büyük bir ‘crowdfunding’ (kitle fonlaması) kampanyasına hazırlanıyoruz. Bu kampanya süresince vereceğiniz maddi destekler Zumbara ekibinin, Zumbara’yı devam ettirebilmesini sağlayacak.
Peki Zumbara ekibi hangi rollerle haşır neşir?
* Programlama
* Zumbara süreçlerini koordine
* İşbirliği yaratma
* Finansal sürdürülebilirlik
* Sosyal medya stratejisi ve yönetimi
* Topluluk koordine
* Etkinlik koordine

Ah, son olarak unutmadan, biz Mayıs ve Haziran ayı içerisinde, kitlesel finansman kampanyasını hazırlarken olabildiğince fazla insanın katılımını sağlayabilmek için, bir ofis mekanı, bir crowdfunding üssü arıyoruz. Eğer böyle bir mekanınız var ise ve bu mekanı 2 ay boyunca Zumbara’nın kullanımına açmak isterseniz, bize haber verin lütfen!

Destekleriniz için çok teşekkürler!

 

 

 

2013 Zumbara için Armağan Ekonomisi Yılı Olacak

aysegulguzel |
13 Mart 2013 |

Mesela düşünün bir hayaliniz var. Birlik, bütünlük, berekete hizmet edecek; insanlara parayı amaç değil araç olarak yarattıklarını hatırlatacak; birbirimize ihtiyacımız olduğunu aslında ilişkilerimizden oluştuğumuzu tecrübe ettirecek bir dünya hayaliniz var. Bu hayale o kadar çok inanıyorsunuz ki bu hayali gerçekleştirmek için çalışırken bitmek bilmeyen, tükenmeyen bir heyecanınız, enerjiniz var. Sonra bu hayale başkaları da inanmaya başlıyor, onlar da hayallerini katıyor ve hayal büyüdükçe büyüyor.

Anlam bulduğun, enerjinin aktığı bir şekilde yaratıcılık içinde armağanlarını sunduğun, ürettiğin bir dünya bu. Para için değil içinden geldiği için ve inandığın için çalıştığın bir dünya. Armağanlarının kendisini ifade etmek istediği, döngüye girmek istediği bir dünya; yeni bir ekonomi bu. Ekonomi zaten, armağanlarımızın ve ihtiyaçlarımızın birbirini karşıladığı; bu süreçte güven temelli ilişkiler ve birbirine bağlı topluluklar oluşturmamızı sağlayan bir yapı değil miydi?

Sana iyi bir haberimiz var. Biz Zumbara olarak, kalbimizin mümkün olduğunu söylediği, inandığımız, hayalini kurduğumuz dünyayı ve yeni ekonomiyi bilinçli bir şekilde yaşamaya karar vermiş bulunuyoruz. Armağanlarımızı özgürce ve heyecanla sunup; ihtiyaçlarımızı açıklıkla paylaşıp, topluluğa güvenmeyi seçiyoruz. Çünkü biliyoruz ki dünyayı değiştirmek için değişime önce kendi hayatlarımızdan başlamalıyız. Bize katılmaya var mısın?