Dünyadaki Paylaşım Hareketi kategorisindeki yazılar

Türkiye’den Paylaşım Ekonomisi Örnekleri

aysegulguzel |
02 Şubat 2013 |

Paylaşım ekonomisi ve benzeri kavramlar ve bunu kolaylaştıran sistemler, uygulamalar hayatımızda her geçen gün daha fazla yer ediyor; iyi ki de ediyor. Artık zamanımızı, yeteneklerimizi, bilgi ve becerilerimizi, çekicimizi, matkabımızı, gitarımızı, bisikletimizi ve hatta arabamızı paylaştığımız günlerde yaşıyoruz.

Türkiye’deki örnekler biraz daha yeni olmakla birlikte bu alana ciddi bir yönelme olduğunu ve meğer birçoklarımızın –muhtemelen kendimiz de farkında olmadan– hasretle bu oluşumları beklemiş olduğumuzu gözlemliyoruz.

Bu paylaşımlar, ilgili platformun uygulamasına göre bedelli veya bedelsiz olabiliyor. Örneğin, couchsurfing’de evinizi, odanızı veya koltuğunuzu diğer kullanıcılara ücretsiz olarak kullandırıyor iken airbnb’de benzer bir uygulamanın ücret karşılığı olanı ile karşılaşıyoruz. Bu yazıda daha ziyade, ücretsiz kullanımı içeren birkaç web sitesinden ve oluşumdan kısaca bahsetmek istiyorum. Bununla birlikte, daha çok yurtiçindeki uygulamalara değinecek olmakla birlikte yurtdışı kaynaklı olup, Türkiye’de de yoğun bir şekilde kullanılan Couchsurfing ve freecycle’a da kaçınılmaz olarak yer vereceğim.

Couchsurfing
Paylaşım ekonomisinin önde gelen hareketlerinden biri. Yurtiçi ve yurtdışından gelen ziyaretçilere kalacak yer imkânı sağlamak isteyenlerle, kalacak yer arayan kişilerin bir araya gelmesini sağlayan bir platform. Bununla birlikte, farklı kültürden insanların kaynaşmasını, ziyaretçilerin gittikleri yerdeki günlük hayatı birebir gözlemlemelerini sağlayan ve kültürler arası diyalogu geliştiren bir oluşum olan Couchsurfing Türkiye’de de yaygın olarak kullanılmakta.
www.couchsurfing.org

Zumbara
Zumbara, yani Zaman Kumbara’sı, para yerine zamanın kullanıldığı, yetenek ve tecrübelerin paylaşıldığı bir topluluktur. Kasım 2010’dan beri faaliyette olup, üye sayısı şu anda 10.000’in üzerindedir. Zumbara’da kişiler herhangi bir servisi sunmak üzere siteye ilan verirler ve ilgilenen kişilerle birebir veya grup olarak toplanarak, veya servis elveriyorsa çevrimiçi olarak hizmetlerini sunarlar. Hizmetlerinin karşılığı olarak da, hizmet alanlar hizmet verenlere sitedeki profilleri üzerinden saat ödemesi yaparlar. Tüm yetenek ve tecrübelerin buradaki karşılığı zamandır ve her ne sunuyor olursanız olun, bir saatlik paylaşımınızın karşılığı 1 saattir.

Zaman Bankası sistemi hali hazırda 6 kıtada, İngiltere, A.B.D, İsrail, İspanya, Portekiz, İtalya, Curacao, Slovakya, Güney Kore, Çin, Japonya, Avustralya gibi 33 ülkede uygulanmakta ve alternatif ekonomi kavramının başını çeken hareketlerden birini oluşturmakta.
www.zumbara.com

Freecycle
Freecycle, elinde kullanmadığı eşyalar olanlar ile o eşyalara ihtiyaç duyanları, e-posta aracılığı ile ve tamamen ücretsiz olarak birleştirmeye ve geri dönüşümü arttırmaya çalışan, uluslararası bir projedir. Tüm üyeler eşyalarını burada sunabilir veya aradıkları eşya için istekte bulunabilirler. Temel kural, burada sunulan veya aranan her eşyanın ücretsiz olmasıdır.

Freecyle, 2003 Mayıs’ında ABD’de başlamış olup birçok ülkeye yayılan bir hareket olmuştur. Dünyada freecycle çatısı altında 5.083 yerel grup ve 10 milyona yaklaşan üye vardır. Türkiye’de ise an itibariyle 9 yerel grup, kullanmadıkları eşyalarını freecycle yahoo e-posta grubu ve facebook grupları üzerinden verdikleri duyurular ile paylaşmaktadırlar.

http://www.freecycle.org/group/TR/Turkey

Ucuza Gidelim – Ortak Araba
Bu tür siteler, aynı yolu yapan araçlı ve yolcu kişileri, portal üzerinden tanıştırıp, iletişime geçmelerine olanak sağlayarak, özellikle büyük şehirlerdeki trafik problemine bir alternatif sunmayı amaç edinmiştir.

Sitelere üye olduktan sonra, aracınız varsa sürücü, yoksa yolcu olarak ilan verebilir ve gitmek istediğiniz yerlere (şehir içi/şehir dışı) giden diğer kişiler ile iletişime geçerek, yolculuğunuzun daha ucuz (ya da ücretsiz), muhtemelen daha keyifli, en önemlisi de daha “yeşil” gerçekleşmesini sağlayabilirsiniz.

Yurtdışında uzun süredir var olan araç paylaşımı Türkiye’de henüz çok sahiplenilmedi ancak bu konu her geçen gün daha fazla insanın ilgi alanına giriyor.
www.ortakaraba.com
www.ucuzagidelim.com

www.olevole.com – www.verrr.com
Bu 2 site için freecycle uygulamasının web sitesi olarak vücuda gelmiş hali diyebiliriz. Olevole daha eski bir site iken, verrr çok yeni faaliyete geçti. Bu sitelerde freecycle’da olduğu gibi, üyeler kullanmadıkları eşyalarını, kullanabilecek kişilere ulaştırma imkânı buluyorlar.
www.olevole.com
www.verrr.com

Takas Şenliği
Yeryüzü Derneği’nin, Zumbara’nın da desteğini alarak yürüttüğü bir çalışma. Ekim ayından bu yana her ayın ikinci Pazar günü Maltepe Organik Gıda Pazarı’nın içinde gerçekleşiyor. Bir sonrakinin tarihi ise 10 Şubat 2013. Takas Şenliği’ne, kişiler kullanmadıkları eşyalarını getiriyorlar; kayıt masasında eşyalarını vererek, getirdikleri eşya adedi kadar takas kuponu alıyorlar. Getirilen ve kabul edilen bütün eşyalar standa diziliyor ve kişiler geliş sırasına göre, ellerindeki kupon adedi kadar eşyayı stanttan alabiliyor. Kullanacakları bir eşya bulamayanların kuponları, bir sonraki Takas Şenliği’nde de kullanılabiliyor. Artan ürünler olduğu takdirde, bunlar ihtiyaç sahibi köylere gönderiliyor.

Takas Şenliği’nde tamamen iyi niyet çerçevesinde işleyen bir sistem kurulmuş ve bu sistem her geçen ay gelişiyor. Parasal değeri yüksek olan ile daha düşük olan ürünler burada aynı değerde. Zaten kullanmadığınız veya belki de kullanmanıza / bir gün kullanabilecek olmanıza rağmen paylaşmayı seçtiğiniz iki ürünün değer farkı niye olsun ki… Kuponları kontrol eden yok; stanttan istediğiniz eşyaları seçip alıyorsunuz ve kuponlarınızı standın sonunda yer alan kutuya atıyorsunuz.
www.yeryuzudernegi.org/haberdetay.asp?ID=210

Giysi Takası
Benzer bir uygulamanın sadece giysilerle yapılanı. 19 Şubat 2012’de başlayan ve her 6 haftada bir farklı yerlerde düzenlenen bir etkinlik. Takas Şenliği’nde olduğu gibi, yine getirilen parça başına kupon alınıyor ve bu kupon adedi kadar parça giysi götürülebiliyor. Son takas 27 Ocak Pazar günü Moda’da gerçekleşti.
giysitakasi.blogspot.com/

Library of Stuff (kuruluş aşamasında)
Önümüzdeki haftalarda faaliyete geçmesi planlanan eşya paylaşım platformu. Şimdilik, 2012 İstanbul Startup Weekend’de birinci olunan Library of Stuff (Eşya Kütüphanesi) adı altında çalışmalar sürüyor. Kurulacak olan sistem sayesinde, kişiler sahip oldukları eşyaları birbirlerine ödünç verebilecekler.

Henüz yapım aşamasında olan web sitesinden tanıtım videosunu izleyebilir, ayrıca sitenin ilk kullanıcılarından olmak için e-posta adresinizi ekleyebilirsiniz.
www.lofstuff.co

———————————————-
Bu konularda bize ışık tutan, yazan çizen, paylaşan birçok blog ve web sitesi var artık. Aşağıda bunlardan sadece iki tanesini görebilirsiniz.

Ortak Kullanım Hareketi

Paylaşım ekonomisi ile ilgili birçok yazı, web sitesi, deneyim ve videoya ulaşabileceğiniz ve ilhamlanmanızın kaçınılmaz olduğu web sitesi. Fazla söze gerek yok.

http://www.ortakkullanimhareketi.com/

Zumbara Blog
Zumbara Blog’da da paylaşım ekonomisi alanında yurtiçi ve özellikle yurtdışında yayınlanan birçok yazıya, makaleye ulaşmanız mümkün.

http://blog.zumbara.com

Emre Ertegün
emreertegun@gmail.com

https://twitter.com/emreertegun

Ortadoğu ve Türkiye’de ‘Paylaşım Ekonomisi’ Yer Bulabilir mi? (Airbnb kopyaları başarılı olabilir mi?)

meltems |
25 Ocak 2013 |

(Makalenin orijinali Wamda.com da yayınlanmış olup Gülay Özkan’ın izni ile Özlem Akan tarafından Zumbara için 2 saat karşılığında çevrilmiş ve yayınlanmıştır.)

Rekabetçi ekonomik koşullar ve artan sosyal kaygılar hepimizi yeni yaşam stillerine ve iletişim kanallarına yönlendiriyor. Son birkaç yılda tüketici alışkanlıklarına da yansıyan bu değişim ‘paylaşım ekonomisi’, ‘ortak kullanım’, ‘bire-bir pazaryeri’ gibi kavramları da hayatımıza sokuyor. Airbnb, Zip Car ve Kickstarter gibi başarılı öncüler de tüm bu kavramları teknoloji girişimcileri açısından çekici hale getiriyor.

Ancak; genel iş yapma biçimi ‘yerel ihtiyaç ve davranış biçimlerini göz önüne alarak inovatif yaklaşım sergilemek yerine batılı ülkeri ‘taklit etme’ olan gelişen Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarında benzer girişimlerin başarıyı yakalamaları henüz hala soru işareti.

Pazarlar arasındaki farklı müşteri davranışlarının iyi anlaşılması ve Airbnb, Zipcar veta Kickstar gibi şirketlere başarıyı getiren asıl unsurların analiz edilmesi bu pazara girmek isteyen oyuncular için kaçınılmaz.

Başarının Asıl Kaynağı

Zipcar modelindeki araba kiralama ya da araba paylaşımı servislerinde olduğu gibi ‘Ortak Kullanım’ ihtiyacı son 10-15 yıldır gündemde.Hatta bunun tarihçesini 1960ların Amsterdam’ını saran beyaz bisikletlere ve Amerika’daki anlık araba paylaşım uygulamalarına kadar takip etmek de mümkün.  Ancak asıl ivmeyi yaratan Airbnb, Kickstarter and Zipcar gibi teknoloji platformları ve bunların getirdiği artan erişim ve kullanım kolaylığı.

Bu erişim ve kullanım kolaylığı yeni yaşam stili olarak ortaya çıkan ‘Ortak Paylaşım’ ın (Sara HorowitzThe Atlantic’ yayınında bunu ‘Sessiz Devrim’ olarak isimlendirmişti) ses bulmasını ve yükselmesini sağladı. Tüm ülkelerde artan işsizlik, eizici hale gelen borç yükü, ağır yaşam koşulları ve ekonomik dengelerdeki değişiklikler de ortak paylaşım kavramını her zamankinden çok daha fazla çekici hale getiriyor.

Paylaşım ekonomisinin Amerika ve Avrupa’da yakaladığı ivme nedeniyle The Economist dergisi 2011’de ortak paylaşıma dayalı iş girişimlerini geleceğin milyar dolarlık şirketleri olarak öngördü.

‘Bu rüzgarı arkasına almışken Airbnb nin Kasım 2012’deki 2.5 milyar dolarlık şirket değerlemesi; elbette sürpriz değildi ancak bu değerleme modelin sürdürülebilirliği ve başarı faktörleri konusundaki tartışmayı da beraberinde getirdi.

Paylaşım ekonomisinde büyümeyi destekleyen ana unsurun ‘tasarruf’ olduğu konusunda herkes hemfikir. Son birkaç senedir devam eden global krizle birlikte konaklama paylaşım girişimlerinin başlatılmasının sebebi de budur. Avrupa ve Amerika’da ekonomik krizde iyileşme yaşanması Airbnb’nin büyümesine kısa vadede balta vurabilir ancak şirketin uzun vadede durumu çok farklı olabilir. Bunda da asıl sebep ‘sessiz devrimin’ Amerika’daki The Occupy hareketinden de net bir şekilde görüldüğü gibi yükselen  ‘anti-corporatism’ hassiyeti ile derinleşiyor olması.

Önemli diğer bir faktör; Horowitz’in ‘360° insanları’ olarak isimlendirdiği, tüketim alışkanlıklarının ekolojik, sosyal ve finansal etkilerinin farkında olan ve tasarruf hedefi olmasa bile salt bu nedenlerle paylaşım ekonomisi içerisinde yer almayı tercih edecek bireyler.

Konaklama paylaşım sitesi 7dayhouse.com’u hayata geçirmeyi deneyen, girişimci ve gezgin Kayhan Molaci bu durumu ‘Bunun için hayat stilini değiştiren insanlar var. Örneğin Barcelona’da yaşayan bir arkadaşım yalnızca Airbnb yapabilmek için fazladan 1 odası olan bir ev kiraladı. Yeni insanlarla tanışmak ve bunu yaparken de bir yandan para kazanıp, daha iyi koşullarda bir evde yaşamak istiyor’ örneği ile açıklıyor.

Gelişmekte Olan Pazarlarda Paylaşım Ekonomisinin Dinamikleri

Ortadoğu ve Türkiye’yi, Avrupa ve Amerika’dan farklı kılan; ev paylaşımı konusundaki motivasyonun çok nadiren yeni insanlarla tanışma ya da ekolojik etkiler konusundaki bilinçlenme olması. ‘Sessiz Devrim’ yerine bu pazarlardaki itici güç asıl olarak maliyet tasarrufu (ya da kâr etme).

Gelişmekte olan bu pazarlarda girişimler olmakla birlikte; Türkiye’deki hemenkiralik.com, kiraguru.com, sahibinden.com ve Arap Dünyasındaki Arabrooms.com and Gweet.com çoğunlukla bildik, geleneksel ev ve araç kiralama işlerine yönleniyorlar.

İstanbul’dan girişimci ve ikinci kuşak turizmci Hakan Güzelgöz konuyla ilgili görüşünü ‘Amerika ve Avrupa’daki paylaşım kültürü Ortadoğu ve Türkiye’de olduğundan oldukça farklı ancak bölgede hala bire-bir ev paylaşımı için yüksek potansiyel var. Büyüme fırsatı özel olarak bu amaç için ayrılmış evlerle olabilir. İnsanlar yalnızca ekolojik yaşamak için yaşadıkları evleri paylaşma yoluna gitmeyeceklerdir.’ sözleriyle açıklıyor

‘Türkiye ve Ortadoğu bölgesinde insanlar tasarruf amacıyla ve yalnızca içinde yaşamadıkları evlerini kiralayacaklardır’ yorumuyla da Molacı bu pazarların farkı konusundaki görüşe katıldığını belirtiyor.

Ekonomik Gelişimin Rolü

Ekolojik sorunlara yaklaşım farklılığı gelişmekte olan pazarlarda paylaşım ekonomisinin neden farklı şekilde konumlandırılması gerektiğini açıklıyor.

Londra’da yaşayan eko girişimci ve Al Gore Climate reality projesinin Türkiye elçisi Ergem Senyuva Tohumcu; bu durumu ‘Ortak kullanımı tetikleyen yeşil yaşam kültürü bölgemizde pek bulunmuyor. Bunu kültürümüzde yer alan ve sahip olmayı yücelten felsefe ile açıklamak mümkün. İnsanların ne kadar ve nasıl paylaştıklarındansa neye sahip oldukları daha önemli’ sözleriyle açıklıyor.

Ekolojik politikaların devlet politikaları seviyesinde henüz yeterince yer bulmamış olması sebebiyle vatandaşların bu konuda bilinçlenmelerinin, harekete geçmelerinin, proaktif yaklaşımlar sergilenmelerinin desteklenmediğini belirten Tohumcu ‘Sorumluluğa yer bırakmayan ‘kaderci yaklaşım’ bölgemizdeki yetersiz ekolojik duyarlılığı ve anlayışı da bir nebze açıklıyor’ sözlerini de ekliyor.

Tüm bunların,  Ortadoğu ve Türkiye’deki Airbnb ve ZipCar benzeri gişirimler için engel mi oluşturacağını yoksa yavas da olsa değişim getirip getirmeyeceklerini yakın zamanda hep beraber göreceğiz.

Her koşulda Amerika’da ulaşılan 2-3 milyar dolarlık şirket değerlemelerini  yakalayabilmek için, gelişmekte olan pazarlarda kendi değerlerimizin farkında olarak yeni gişirimler başlatmamız gerekli.

Gülay Özkan hakkında bilgilere http://www.gulayozkan.com websayfasından ulaşabilir ya da Twitter’da  @GulayOzkan hesabından takip edebilirsiniz.  

*Dünyada hızla büyümekte olan paylaşım ekonomisinin ne şekillerde ve hangi konular etrafında tartışıldığını/yorumlandığını etraflıca göstermek adına çeşitli yazıları yayınlamaya çalışıyoruz. Her çevrilen/yayınlanan yazı bizim görüşlerimizle birebir uymayabiliyor. Fikirlerinizi/yorumlarınızı duymayı isteriz.

Paylaşım Ekonomisinin Yükselişi*

meltems |
21 Ocak 2013 |

Paylaşım ekonomisi ile ilgili İngilizce yazıları çevirmeye devam ediyoruz. Her yayınladığımız yazı bizim fikirlerimizi temsil etmiyor ancak dünyada hızla büyümekte olan paylaşım ekonomisinin ne şekillerde ve hangi konular etrafında tartışıldığını/yorumlandığını etraflıca göstermek adına çeşitli yazıları yayınlamaya çalışıyoruz. Fikirlerinizi/yorumlarınızı duymayı isteriz.

*Bu yazının orjinalı İngilizce olarak Erica Swallow tarafından Mashable‘da yayımlanmış olup Zumbara topluluğundan Özlem Akan tarafından 2 saat karşılığında Türkçe’ye çevrilmiştir.

———————————————–

Şimdiye kadar ‘ortak tüketim’, ‘birebir pazar’, ‘paylaşım ekonomisi’ gibi farklı isimlerle  adlandırılmış olsa da ‘sahiplenmek (ownership) yerine erişmek (access)’ fikrinin yarattığı tartışma inkar edilemez bir gerçek ve bu fikir internette fırtına yaratıyor.

….

Bununla birlikte, ortak paylaşım servisleri şu an çok dikkat çekiyor olmalarına rağmen etrafımdakilere baktığımda –hatta aralarında bu tip konularla çok ilgili olanlar da var- bu servislerden yararlananların oranının oldukça küçük olduğunu görüyorum. Peki neden?

Paylaşım ekonomisinde yer alma konusunda kişileri teşvik eden nedenleri ve ana fikrin nasıl ayağa kalkalbileceğini anlamak için kullanıcı ve bireber pazar girişimcileri ile görüştüm. Şu anki durum ve gelecek potansiyeli konusundaki fikirlerini yazının devamında bulacaksınız.

Herşey Değer Algısı ile İlgili

Yaptığım görüşmelerden çıkan ortak sonuç; ortak paylaşımın ‘değer algısı’ ile ilgili olduğu. Paylaşım ekonomisi içinde yer alma nedenlerinden bazıları ‘finansal olmayan nedenler’ olmakla birlikte ana unsur ‘maliyet tasarrufu’.

Knodes ve SnapGoods kurucusu Ron J. Williams gişirimcilere, siteyi henüz yeni kurarken farkında olsa kendisinin de daha fazla öncelik vereceği, ‘değer pazarlaması’ konusuna önem vermelerini öğütlüyor. Bu konuyla ilgilenen girişicimleri ‘Birebir pazarlar; paylaşım üzerine verilebilecek hoş mesajlar yerine insanların gerçekten para kazanabilecekleri fikri üzerine kurulu’ diyerek, yalnızca uçuk kaçık teşvik mesajları vermekle yetinmemeleri konusunda uyarıyor. ‘Pek çokları bundan bir ‘hareket’ olarak bahsediyor ama çoğu insan bununla ilgilenmeyecektir. İlgilendikleri şey konfor ve uygunluktur ve ZipCar’ı da bu yüzden kullanıyorlar‘’ diyor.

Pazarlama Direktörü Jonathan Clark; WhipCar da arabalarını kiralayanlar için ‘konu paraya ihtiyaç duymak değil sahip olunanı daha akıllıca kullanmak’ yorumunu yapıyor ve ekliyor; ‘Ortak paylaşım sağduyunun bir sonucu. Bir araba £7,000 civarında tutuyor ve araba sahiplerinin büyük bir kısmı da hergün araba kullanmıyorlar. WhipCar kullanıcılarının bu değerlendirilmeyen zamanda para kazanmalarını sağlıyor, hatta öyle ki araba edinme masrafının tamamını bu boş zamanı değerlenirip, arabayı kiralayarak karşılayabilmek mümkün.’

Kiralamak ya da Ödünç Almak

Paylaşım ekonomisi olarak adlandırılmakla birlikte tabi ki herşey bedava değil. Bazı birebir pazarlar servis değişimi üzerine kurulu ve bazıları da bedava paylaşımı teşvik ediyor. Paranın nasıl el değiştirdiği hizmet veren sitelerin kültürlerinin oluşmasında etkili gibi gözüküyor.

Fotoğrafçı ve video kameraman Adrian Manzano SnapGoods, Couchsurfing, Airbnb ve Craigslist’in de aralarında olduğu ‘birebir pazarlar’ın sıkı takipçilerinden biri. Couchsurfing and Airbnb arasındaki kültür farkını ‘CouchSurfing’de buluşan insanlar çok açık fikirli, uçuk, kaçık, özgür ve Burning Man tipi insanlar. Airbnb’de ise biraz daha fazla para kazanmak ya da tasarruf etmek isteyen daha normal insanlar görüyorsunuz. Tabi bu durumda normal her ne demekse’ sözleriyle açıklıyor.

Ortak paylaşım kültürü henüz çok yeni, bu nedenle de servis değişimine dayalı ve kiralama bazlı servisler arasındaki kültür farklarının yaşayıp yaşamayacağını görmek için beklememiz gerekiyor.

Yaşam Biçimini Şekillendirmek

Birebir bisiklet kiralama servisi Spinlister’ın kurucusu Will Dennis ‘Uzun vadede ortak paylaşım istediğin şeyi istediğin zamanda alabilmek için en verimli yol’ diyor. Bunun, sosyal ağların ve online kimliklerin ortaya çıkışı ile, tüketici alışkanlıklarını değiştirdiğine inanan Will ‘sosyal medya; güveni, ihtiyacın olan şeye daha hızlı ulaşmayı ve bunu da daha inanılır ve ilginç bir deneyimle yapmayı sağlıyor’ diyor.

Bugün ‘birebir pazar’ lar servis ve hizmetlerin paylaşımını çok daha elverişli hale getiriyorlar ancak sorun şu ki; bu pazarların birbirleriyle ilişkileri yok.

Orbitz üzerinden bir seyahat planlamak istediğinizde otel, uçak, araba kiralama ya da benzer tüm ihtiyaçlarınızı tek bir yerden karşılayabiliyorsunuz. Oysa mevcut birebir pazarlarındaki deneyimler servis tipleri bazında birbirlerinden farklılaşıyor. Araba kiralamak için GetAround ya da RelayRides ‘a, ev kiralamak istiyorsanız Airbnb ve Wimdu’ya ve diğer başka herşey için de SnapGoods ya da NeighborGoods a göz atmalısınız. Bu sizce de oldukça fazla uğraşmak demek değil mi?

Bu hafta lansmanı yapılan Uniiverse bu ayrımı gidermeyi amaçlayan bir ortak paylaşım platformu. Kendilerini ‘dünyanın ortak yaşam pazarı’ olarak tanımlayan oluşum kullanıcıların birebir tüm ihtiyaçlarına cevap veren yer olmayı hedefliyor ve ‘Kullanıcılar ister bedava, ister biraz para karşılığında ilgi alanlarını, kaynaklarını, zamanlarını, yeteneklerini ve bilgilerini paylaşabilirler’ sözleriyle bakış açısını anlatıyor.

McGill University öğrencisi ve Uniiverse kullanıcısı Stéphanie Domagalski Uniiverse’nin kısıtlı bir bütçe ile yaşamasına yardımcı olduğunu ve hayat kalitesini yükselttiğini söylüyor. ‘Yapmaktan keyif aldığım şeyleri yaparak para kazaniyorum. Muhteşem insanlarla tanışıyorum. Satın almak yerine ödünç alıyorum’ diyor ve şunu ekliyor ‘İçinde olduğum toplulukla iletişim kuruyorum, yaşadığım şehrin sunduğu olanaklardan yararlanıyorum, tutkularımı paylaşıyorum ve fark yarattığımı hissediyorum’

Her Seferinde Tek Yer

Birebir pazar kurma konusundaki sıkıntılardan biri bazı durumlarda büyük bir topluluğun da sizinle birlikte hareket etmesine ihtiyaç duyulduğu gerçeği. Örneğin; Park Circa araba otoparkı kiralama hizmeti veren özel bir ağ. Kurucu Chadwick Meyer yapacakları relansmanda Park Circa’ya semt listelerini kaydetmek için mahalle mahalle ilerlemeyi hedeflediklerimi söylüyor ve ekliyor ‘Yeterince büyük bir envanter oluşturduğumuzda bu mahallelerde lansman partisi vereceğiz ve duyuru yapacağız.’

Ortak alan kullanımı konusunda çalışmayı hedefleyen girişimcilerin akıllarında tutmaları gereken; birbirlerine yakın yerlerde yaşayan kişilerden bir topluluk oluşturamadıkları durumda iş fikirlerinin sonuç vermeyeceği. Uygun şekilde planlamalısınız!

Güven Faktörü

‘Birebir pazar’ları yaratanlar için en büyük sıkıntı kullanıcılar arasında güven ortamının yaratılması. Airbnb geçen sene bu konuda sorunlar yaşadı ve konuyu çözebilmek için $50.000lık sigorta garantisi de içeren Trust & Safety Center’ı kurdu.

Airbnb ve ev değişim sitesi Love Home Swap; kimlik doğrulaması ve kullanıcıları için güvenli bir ortam yaratabilmek amacıyla kullanıcıların sosyal ağlarını da sistemlerine entegre etmeye odaklanmış durumdalar. Airbnb’in sunduğu Social Connection ya da Love Home Swap’ın sunduğu Social Circle ile kullanıcılar kişisel networklerinde olan kişilerden servis alabiliyor ve ev değişimi gerçekleştirebiliyorlar. Bu özellik aynı zamanda şirketlerin facebook uygulamalarından da ulaşılabilir durumda.

Yeni kurulmuş TrustCloud sosyal ekonomiyi internet üzerinde geliştirdiği repütasyon-itibar sistemi ile destekliyor. Şirket, kullanıcıların Twitter,Facebook ve LinkedIn’ deki sosyal aktivitelerine ve varlıklarına bakarak güvenirlik, tutarlılık ve geri dönüş oranları hesaplıyor.

Love Home Swap kurucusu Debbie Wosskow şirketinin çok yakın zamanda 2birebir pazar’da güven kavramını bir sonraki adıma taşıyacağını ileri sürüyor. Love Home Swap, talep eden site kullanıcılarına sunmak üzere, İngiliz sigorta firması Lloyd’s ile ev ve seyahat sigortası geliştirme konusunda anlaştı. Şu anda ‘birebir pazar’larda ev ya da seyahat sigortası sağlayan bir ürün bulunmuyor ve Wosskow tüm sektörün bu yöne doğru gideceğine inanıyor.

Kaynakları Yaymak

Manzano ‘Sahip olduğunuz şey size sahip olur’ diyor.

Ortak tüketim gerçekten tüketici davranışını kökten değiştirsin ya da değiştirmesin en azından toplumun küçük de olsa bir bölümünün düşünce ve davranış biçimini etkiledi. Şimdi insanların kaynaklarını başka şekillerde kullanmak ve tüketimlerini azaltmak için ortamları var. Yanlış anlaşılmak istemem, tabi ki insanlar yüzyıllardır paylaşıyorlar ancak online birebir pazarlar bunu günümüzde gerçekten çok kolaylaştırdı.

Domagalski ‘Kaynaklarımızı ve yetkinliklerimizi biraraya getirdiğimizde toplum da iyileşiyor ve gelişiyor’ diyor ve ekliyor ‘İhtiyacımız olan herşey etrafımızdayken daha fazlasını aramak aramaya gerek yok.”

Resim kaynak: http://quotez.co/free-your-mind-happiness-quotes/

Paylaşım Ekonomisi*

meltems |
16 Ocak 2013 |

*Bu yazının orjinalı İngilizce olarak Erica Swallow tarafından FastCompany’de yayımlanmış olup Zumbara topluluğundan Özlem Akan tarafından 2 saat karşılığında Türkçe’ye çevrilmiştir.

Sosyal ağlar sayesinde artık dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi biriyle herhangi bir şeyi paylaşmanız mümkün.

Bu hiper tüketimin sonu mu?

Silikon Vadisinde sabah 8:30 ve Neal Gorenflo şimdiden paylaşmaya başlamış durumda. Sabahları Google’a gitmek isteyen birçok insana hizmet veren  Caltrain istasyonuna birkaç dakika mesafedeki Mountain View’deki evinde 15 aylık oğlu Jake’i komşusu ile ortaklaşa kullandığı bakıcısına teslim ediyor. Yerel bir kahve dükkanında birebir bankacılık sitesi Lending Club‘a bağlanıp düğününü planlayan birine, evcil hayvan işi kuran bir başkasına ve Pat adında taşınmak isteyen birine borç veriyor. Eski Peugeout bisikletiyle, indiğinde kullanmak üzere birkaç saatliğine ZipCar’ın kar amacı gütmeyen versiyonu CityCarShare’den kiraladığı Prius’u almak üzere San Francisco trenine atlıyor. Arabayla barındırma hizmeti veren topluluğun turuna katılmak için Berkeley’e geldikten sonra haftada bir gün çalıştığı SoMadaki paylaşımlı ofisine ulaşıyor. 47 yaşındaki eski borsa analisti durumu ‘Genellikle olan şu; insanlar bir defa paylaşmayı deneyimlediklerinde başka ne yapabilirim diye düşünmeye başlıyorlar. Ve küçük değişimler sonunda daha büyük değişimlere yol açıyor.’ diyerek özetliyor.

Gorenflo’nun tabi ki sahip olduğu şeyleri var; bir evi, laptop’ı, kıyafetleri ve hatta şu eski Peugeout bisikleti (Mountain View’da bisiklet paylaşım programı yıl sonundan önce başlamayacak). Ancak gene de kendi deyimiyle ‘sharing hacker Neal’ eski kurum çalışanı Neal’a oranla epeyce yol katetmiş. 2004’te Nakliye devi DHL’in bir bölümünde stratejist olarak çalışmaktaydı ve hayatı şirketin San Francisco ofisi ile Brüksel’deki merkezi arasında geçiyordu. ‘Up in the Air’ filmindeki gibi bir hayat kendisine göre değildi- birlikte çalıştığı 30’lu yaşlardaki expat’ların çoğunun boşanmış olduklarını ve kız arkadaşı Andrea ile olan ilişkisinin benzer bir sorunla karşılaşabileceğini farketti. ‘DHL’deki misyonumuz dünyanın en iyi kutu taşıyıcısı olmak gibi bir şeydi’ diyerek hatırlıyor Gorenflo o günlerini ve ‘Sonunda kendime ben ne yapıyorum?’ diye sordum.’ diyor. Bir öğleden sonra kaldığı Brüksel otelinin otoparkında yürüyüş yaptıktan sonra işinden istifa etti. O günden sonra Gorenflo ‘hayatına değer katmayan herşeyi eleyip, yalnızca değer katanlara odaklanarak’ özel hayatının ve iş hayatının her parçasını değiştirmeye başladı. Kız arkadaşı Andrea bu değişimin parçası olabildi ve şimdi karısı ama aynı şey kurumsal hayatı için olmadı. 2009’da kar amacı gütmeyen, kişilere ve gruplara bebek mamasından, barınmaya, yetenekten, solar panellere kadar pek çok şeyi paylaşabilecekleri sistemleri nasıl inşa edeceklerini öğreten bir web sitesi kurdu; Shareable. ‘Kurumlar satın almayı kolaylaştırmak için yüzyıllar harcadılar’ diyen Gorenflo ekliyor ‘Biz paylaşmayı kolaylaştırmanın başındayız’

Gorenflo, paylaşımı ilkokuldaki ilkel tanımından çıkarıp, ekonomik anlamda daha değerli yapan global trendin önde gelen yol göstericilerinden. Ekonomik krizle çoğalan çevresel duyarlılık ve sosyal ağların olgunlaşmasıyla birlikte yeni nesil iş kolları oluşmaya başlıyor. Bu iş kolları araba, kıyafet, daire, araç gereç, yemek ve hatta yeteneklerin paylaşımını mümkün kılıyor. ‘Paylaşım pazarı’ diyebileceğiniz bu iş kollarının ana özelliği zaten sahip olduğumuz şeyler üzerinden değer yaratmaları. Bu sitelerin pek çoğunun dayandıkları temel nokta; emlak balonu ve banka krizlerinin yarattığı düş kırıklığı ya da geleneksel başarı kriteri olarak görülen ev ve araba sahipliğine ilgisizlik.

Ancak sessizce buralara dokunmaya başlayanların sayısı oldukça da etkileyici. Şimdiye kadar 235 ülkeden 3 milyon kişi couchsurfing hizmetlerinden yararlanmış ve her ay 2.2 milyon bisiklet paylaşımı gerçekleşiyor. Yakın zamanda yayımlanan ‘Beni Olan Senindir: Ortak Tüketimin Yükselişi’ nin yazarı Rachel Botsman bu durumu ‘Bunun sahiplenme konusuna bakışımızdaki etkisi Endüstriyel Devrim kadar büyük olabilir’ sözleriyle yorumluyor.

Botsman sosyal ağların gelişimini; önce programcıların kodlarını paylaşmaya başlamaları (Linux), daha sonra insanların hayatlarını paylaşmaya başlamaları (Facebook) ve son olarak da kendi içeriklerini paylaşmaya başlamaları (YouTube) süreçleriyle açıklıyor. Oxford ve Harvard mezunu, GE ve IBM’de innovasyon danışmanlığı yapmış 33 yaşındaki İngiliz Botsman ‘Şimdi insanların ‘ben de aynı teknolojiyi dünyanın her yerinden herşeyi paylaşmak için kullanabilirim’ dedikleri dördüncü evreye geçiyoruz’ diyor. ‘Pazarlamada araştırma ve müşteri psikolojisini anlamak için çok para harcıyoruz ve tüm bu yatırım daha fazla satmayı gerektiriyor diye açıklıyor durumu ve ekliyor ‘Şirketlerin daha fazla satış yapmasına daha fazla yardımcı olamayacağım’.

Ortak tüketimin ana fikri basit: İhtiyaç duyduğumuz eşyalara ve yeteneklere erişebilmek, onlara sahip olmaktan daha önemli. Botsman bu dünyayı 3 basit kovaya benzetiyor: İlki bir ürünün kiralamasını ya da ortak kullanımını mümkün kılan ürün- hizmet sistemleri (örneğin araba paylaşımı); ikincisi bir ürünün yeniden sahiplenilmesini sağlayan yeniden dağıtım pazarlaması (örn: Craigslist) ve üçüncüsü edinilen malların ve yeteneklerin paylaşımını sağlayan ortak yaşam biçimleri (örn; ortak çalışma alanları). Faydalar ise  tartışılmaz -azalan maliyetler, daha az atık, yerel değerlerini koruyan global komünitelerin oluşumu.

Freecycle ve Couchsurfing gibi bu pazarın öncüsü olanlar kişiler arasında ihtiyaç duyulan şeylerin bedava değiş tokuşunu teşvik ettiler. Ama yakın zamanda çıkan paylaşım platformları ticarete boğulmuş durumdalar. eBay’in bir zamanlar online pazarda satıcıları ve alıcıları biraraya getirmesine benzer şekilde bugünkü paylaşım platformlarının da yeni girişimci ekosistemi oluşturma potansiyelleri var. Gartner Group araştırmacıları 2013’te birebir finansal borç verme pazarının 5 milyar dolara ulaşacağını öngörüyolar. Frost & Sullivan  yalnızca Kuzey Amerika’daki araba paylaşım pazarı gelirlerinin 2016’da 3.3 milyar dolara ulaşmasını bekliyor. Botsman da birbebir kiralama pazarının 26 milyar dolarlık bir pazar haline geleceğine ve toplamda ortak paylaşım pazarının 110 milyar dolar üzerinde bir pazar olacağına inanıyor. Ortağı Mike Maples (Twitter ve Digg’in eski destekçilerinden) ile 3 farklı paylaşım işine giren ve Floodgate Fund’da risk yatırımcısı Ann Miura-Ko ‘Bu yalnızca anlık, nereye varacağı belli olmayan bir hareket olabilir mi?’ diye soruyor ve yanıtlıyor; ‘Hayır, bir risk yatırımcısı olarak yalnızca sıcak geldiği için bir fikre yatırım yapmam’  diyor. Aslında geçen yıl Google Ventures ve Sequoia Capital ile LinkedIn kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Greylock Partners’dan Reid Hoffman ortak paylaşım yatırımlarına destek verdiler. (Aslında Silikon Vadisinde tercih edilen terim yetersiz kullanılan malların kullanıma sokulması. August Capital ortaklarından Howard Hartenbaum da bu konuyu ‘Bu şekilde söylendiğinde nasıl para kazanılacağı çok daha açık’ sözleriyle değerlendiriyor.)

Ortak paylaşım artık finansal toplulukların da desteğini almaya başladığına göre araba üreticilerinden büyük ölçekli satıcılara kadar herkesin konuya daha fazla eğilmesi gerekir. Yakın zamanda Harvard Business Press’de ‘Yeni Kapitalist Manifesto’ makalesini yayınlayan Umair Haque ‘Bunun çok yıkıcı etkilerinin olması muhtemel’ diyor. Paylaşım platformlarının, Home Depot gibi bir şirketi iflasa sürüklemeyeceğini ancak işinin büyük bir kısmını elinden alabileceğini söylüyor. ‘Tüketici olarak bilinen insanlar % 10 daha az harcayıp, % 10 daha fazla paylaşmaya başlarlarsa bunun geleneksel kurumların kâr marjları üzerindeki etkisi çok daha büyük olacaktır.’ diyor Haque ve ekliyor ‘Bu da demektir ki belli sektörlerin kendilerini baştan tanımlamaları gerekiyor ya da geçmişin kumları arasına gömülmeye hazırlanmalılar’

Paylaşım pazarındaki en dikkat çekici girişimlerden biri olan AirBnB’nin kurucuları San Francisco’da bir Şubat akşamı evlerinde ağırladıkları ilk yabancı konuklarını hatırlıyorlar. AirBNBnin kullanıcı deneyiminden sorumlu yöneticisi Joe Gebbia ilk konuklarını ’38 yaşında Razorfish’de çalışan bir bayan ve daha sonra da Salt Lake City’den yaşça daha büyük bir endüstri mühendisi konuklarımız oldular ve evin mutfağında şişme yatakta uyudular.’ diyerek anlatıyor.

Gebbia ve Brian Chesky RSID’den yeni mezun olmuşlardı ve kiralarını ödemek için paraya ihtiyaçları vardı. Şehirdeki konferansı düşünerek bir hevesle bir web sitesi hazırlayıp tasarım konferansı katılımcılarına konaklayabilecekleri benzersiz bir yer sundular – kendi evlerinde, şişme yataklar üzerinde, ev usulü kahvaltı ile.

Gebbia konuklarını ‘Yabancı birinin evinde şişme yatakta kim yatar konusundaki tüm varsayımlarımızı yıktılar.’ sözleriyle hatırlıyor.

Bundan cesaret alarak o ve Chesky bir iş kurmaya ve denemeye karar verdiler; –bir otelde yer ayırtmak kadar kolay olacak şekilde- dünyanın herhangi bir yerinde başka birinin evinde kalmayı sağlayacak bir web sitesi.’

Bir pazar yaratmakla ilgili en büyük zorluk aynı anda hem arzı, hem de talebi yaratmak. Çocuk kıyafetleri ve oyuncaklarının değişimine olanak sağlayan yatırım destekli ThredUp kurucusu James Reinhart ‘Bu bir tavuk-yumurta problemi’ diyor. Yeni başladığı günlerde herkes için ücretsiz kullanım sağlayan eBay’i inceleyen Harvard Business School mezunu Reinhart ‘Hangi tarafı sübvanse edeceğinizi seçmelisiniz’ diyor.’

ThredUp arzı yaratarak başladı -şirket açılıştan önce; yüzlerce kutu kıyafet satın aldı ve başlangıç için stok oluşturdu. ThredUp şu anda çocuklarının kullanmadıkları esyaları kutulayan herkese kutu başına kredi veriyor ve bu kredileri ebeveynler sitede çocuklarının yaş grubuna uygun başka bir kutu almak için kullanabiliyorlar.

2 hafta sonunda satılmayan kutular ya indirime giriyor ya da yardım kuruluşlarına bağışlanıyor. ‘En kötü deneyim satacak bir kutu dolusu çocuk eşyanızın olması ve isteyen birini bulamamanız’ diyor Reinhart.

Diğer taraftan Airbnb’nin talep yaratması gerekti. Gebbia ve Chesky kısıtlı konaklama imkanı bulunan şehirde 2008 Denver Demokratik Ulusal Kongresi gibi büyük bir organizasyon olduğunda zorlanmadılar ancak bu anlık durum ortadan kalktığından işler yavaşladı. Bunun sonucunda AirBnB’nin ilk katılımcı ev sahipleri ile buluşup, onlarla vakit geçirmek ve kullanıcı toplantıları yapmak için çokça vakit ayırmaya başladılar. Tüm bunların sonunda da İnsanların görmedikleri evleri ya da odaları kiralamak istemediklerini öğrenip, sitede geniş açılı ve yüksek çözünürlüklü fotoğrafların bulunması konusunda ısrarcı olmaya başladılar. Başlangıçta fiyatlar için sanal bir üst limit yarattılar ama insanlar tüm apartmanı kiralamaya başlayınca ve bu bir norm haline gelince kısa zamanda bunu kaldırdılar. CEO Chesky ‘Bugün New York City için elimizdeki listeye bakarsak herhangi bir otelden 10 kat daha büyük olduğumuzu söylemek yanlış olmaz; neredeyse şehirdeki her bloktan birinde varız’ diyor.’

AirBnB bugün 8000’den fazla şehirde ev, şato, araba, yat ve hatta igloo kiralıyor. Sequoia’nın öncülüğünden birkaç ay sonra, geçen Nisan’da, AirBnB’ye 7.1 milyon dolar yatırım yapan Greylock‘ dan Hoffman ‘3 dakika içerisinde bu konuyla çok ilgilendiğimi anladım.’ diyor. Ayda %45 gibi bir oranla büyüyen AirBnB seyahat sektörünü yalnızca başlangıç adımı olarak görüyor. Hoffman ‘ buna tüm pazarın eBay’i gibi bakacak olursak, insanların ellerinde sıkışıp kalmış çok büyük likiditeye ve ekonomik değere sahip olduklarını görürüz. Bunu farklı şekillerde ayrıştırabilme olanağı… limitsiz’  diyor. Kurucuları, yalnızca ikinci el ev kiralamasına odaklanan VRBO’dan farklı olarak, AirBnB’nin geleceğinin yalnızca evlerle kısıtlı olmadığını, evin içindeki dışındaki, arka bahçesindeki ve yollarındaki herşeyi ekonomik değere çevireceğini söylüyorlar. Hoffman bunu ‘Yalnızca bir şirketin milyarlarca dolarlık bir şirket haline geleceğini düşündüğüm zaman yatırım yaparım’ sözleriyle açıklıyor.

Paylaşım girişimlerinin Sand Hill Road’un dikkatini çekmesinin nedeni de bu. Freestyle Capital yatırımcılarından Josh Felser ‘Çok yıkıcı olma potansiyeline sahip. Önce Amazon geldi, sonra eBay ve şimdi birebir pazarlar sırada. Yelpazesi ise değişimi yapılabilecek tüm eşyalar kadar geniş’ diyor.

Good Worldwide eski başkanı Craig Shapiro çoğunlukla ortak paylaşım işlerine yatırım yapmak üzere, yatırımcıları arasında YouTube kurucusu Chad Hurley, MIT Media Lab yaratıcısı Nicholas Negroponte ve hatta Botsman’ın da bulunduğu Collaborative Fund’ı kurdu. ‘Yemekten, bahçeye ve yetenek paylaşımna kadar olabilecek her şeyle, daha fazla değer ya da üretkenlik yaratabilecek her kaynakla ilgileniyorum’ diyor.

Her ürün kategorisi paylaşıma uygun değil. 2008’de Rentallic adında online kiralama sitesi kuran, eski LinkedIn yazılım mühendisi Punsri Abeywickrema ‘Pahalı elektronikler bu iş için uygun değil’ diyor. Abeywickrema Rentallic platformunu el çantasından çim biçme makinasına kadar her türlü eşyanın kiralaması için kurmuş. Ancak 9 aylık kullanıcı testinden sonra paylaşım için uygun olan eşyaların belli başlı bazı kriterlere sahip olması gerektiğinre karar vermiş: 100$’dan fazla ve 500$’dan az olmalı, kolay taşınabilir olmalı ve az kullanılmış olmalı Sonunda Abeywickrema sitenin kapsamını spor ve outdoor malzemeleri ile sınırladı.

Paylaşım dünyasında herkesi endişelendiren konu tabi ki; güven. Etsy’den satın aldığınız örgü berenin size postalanmasını beklemek bir şey, bir yabancının evinizde kalması ya da sahip olduğunuz en değerli ikinci varlığınızı, yani arabanızı kullanması, başka bir şey. ‘Bahsettiğimiz şekilde bir paylaşımın olabilmesi için itibar ve öneri sistemi mutlaka bu işe dahil olmalı. Paylaşım ve güveni aynı ortamda bir araya getirecek bir toplu pazar yaklaşımı henüz görmedik’  diyor Freestyle’dan Felser. Paylaşım platformlarının çoğu bu konuda kendi oluşturdukları politikalarla mücadele vermeye çalışıyorlar. Hemen tamamı (AirBnB de dahil olmak üzere) iki taraftan sosyal da profil bilgilerini paylaşmalarını talep ediyor ve değerlendirme sistemi sunuyor.

Bu değerlendirmeler sizinle birlikte web’de dolaşıyor olsalar ve örneğin eBay’deki değerlemeleriniz AirBnB’de hakkınızda bilgi  edinilmesini sağlıyor olsaydı çok daha etkili ve önemli olurlardı. TrustCloud gibi girişimler web’de itibar sistemleri oluşturmak istiyorlar. Dahil olmayı kabul ettiğiniz durumda şirket oluşturduğu algoritma ile Facebook, LinkedIn, Twitter ve TripAdvisor ve benzeri sitelerdeki izlerinizi takip ederek online verilerinizi topluyor ve güvenirliğinizi, tutarlılığınızı ve geri dönüş oranlarınızı hesaplıyor. Offline dünyada güvenirliğinizi ölçen kredi değerlendirmesine benzer bir şekilde online dünyada nereye giderseniz gidin sizinle gelen bir markanız, nişanınız oluyor. TrustCloud kurucusu Xin Chung ‘Elbette karşınızdaki eski bir katil olabilir. Ama veri topladığınızda sokakta gördüğünüz yeşil pantolonlu, beyaz tshirt’lü insan hakkında daha fazla bilginiz oluyor. Her zaman veri toplamayı tercih ederim’ diyor.

Kendi sitesinde büyük miktarda veri toplayan bir site var elbette; Facebook. Facebook platform ürün yöneticisi Carl Sjogreen ‘Yelp ve eBay gibi siteleri düşünün, online itibar nosyonu oluşturmak için tonlarca yatırım yaptılar ama tamamı eBaydeki joebob77 gibi  takma isimlere dayanıyor. Biz en başından beri gerçek kimlik ve gerçek isimlerle bir sosyal ağ oluşturmaya karar verdik.’ diyor.

600 milyondan fazla kayıtlı kullanıcısı olan ve  her ay 250 milyon kişinin, her gün yeni 10.000 tanesi eklenen web sitesi sosyal plug-in’leri kullandığı Facebook; online güven ortamı yaratma konusuna hakim olma adayı. Sjogreen ‘Bu ekosistem içerisinde düzgün ve iyi bir oyuncu olmak gereği çarpıcı şekilde ön plana çıkıyor; örneğin eğer AirBnB’de benim için kötü bir yorum bıraklırsa bu değerlendirme tüm web’de beni takip edecektir’ diye açıklıyor.

Geçen Şubat ayında Kuzey Amerika Ulusal Oto Fuarından önceki gece, Lisa Gansky, Detroit’teki Fisher Tiyatrosunda, aralarında Ford ve Lincoln tasarımcılarının da bulunduğu 300 kişilik bir gruba TEDx konuşması yaptı. Kalabalığa ortalama bir insanın arabasının zamanının yüzde kaçında kullandığını düşündüklerini sordu. Birkaç cevap geldi ama hiç kimse Gansky’nin elindeki istatikleri duymayı beklemiyordu. ‘Amerika, Kanada ve Batı Avrupa’da bu oran % 8; yani bize bu kadar paraya mal olan arabalar aslında % 90 zamanda kullanılmıyor’. Gansky’den geçen Eylül’de (Botsman’la aynı zamanda) yayımlanan kitabında da ‘mesh’ (çorap söküğü) olarak ifade ettiği bu durumu açıklaması istendi. Her iki yazar da paylaşımın yaratacağı bu çorap söküğünün yalnızca tüketim şeklimizi değilştirmekle kalmayacağını, aynı zamanda  başarılı şirketlerin kuruluşunu da etkileyeceğine inanıyor. AOL ve Kodak girişimlerini on milyonlarca dolara satan girişimci Gansky, bunun araba üreticilerinin bir platform gibi davranmaya başlamak zorunda oldukları anlamına geldiğini düşünüyor. Gansky kendisine dinleyen topluluğa da ‘Hemen şimdi üretim bantlarınızdan paylaşıma hazır arabalar çıkarabiliyor olsaydınız bu muhteşem bir şey olurdu’ dedi.

Arabalar kullanımı en az sağlanan pahalı mallar. 11 yıl önce ZipCar insanları arabaya sahip olmak yerine masrafsız, uygun şekilde erişime ikna etmeye başladı. ZipCar şu anda halka arza hazırlanıyor. Ama bu sırada iş modeli ZipCar’dan daha verimli olabilecek yatırım destekli pek çok araba kiralama gişirimi de ortaya çıktı. Henüz yeni kâra geçen ZipCar araba filosunun 90 milyon $’lık büyüme ve bakım masrafları ile uğraşıyor oysa RelayRidesZimrideSpride, ve Getaroundgibi platformların sahip oldukları araba filoları yok- yalnızca kişilerin sahip oldukları araçların paylaşımını sağlıyorlar.

En değerli ikinci varlığınızı (arabanız) bir yabancı ile paylaşarak ekonomik gelir elde etmek bir ölçüde zorunluluk da olabilir. August Capital ve Google Ventures tarafından desteklenen RelayRideskurucusu Shelby Clark ‘Ortalama bir kişi RelayRides’da aracını kiralayarak ayda 250 $ kazanıyor.’ diyor ve ekliyor ‘Bazı kullanıcılar arabalarının tüm maliyetini çıkarmalarına yetecek kadar kazanıyorlar. Aslında basitçe bedava bir araç sahip oluyorlar.’

RelayRides rezervasyonlar sırasında her iki tarafı da güvence altına alan 1 milyon $’lık sigorta poliçesine sahip olduğundan risk oldukça düşük.

Diğer taraftan ekonomik olmayan faydalar da var. Clark insanların ulaşım maliyetleri sabitten (araba sahibi olma) değişken olmaya doğru kayınca (kiralama) ne zaman araba kullanmaya ihtiyaçları olduğu konusunda daha etkin kararlar verdiklerini söylüyor ve ekliyor ‘Araştırmalar gösteriyor ki; araba paylaşımından yararlanan bir kişi araba sahibi olan birine göre % 40 daha az kullanım gerçekleştiriyor’. Shareble’dan Gorenflo  bunun araba kiralamayı başka paylaşımlar için de örnek haline getirdiğine inanıyor ve ‘Tarihe baktığımızda arabalar hiper tüketime kapı açan araçlardı, şimdi buradan çıkmak için de araç olacak gibi gözüküyorlar’ diyor.

Araba üreticileri de bu konuyla ilgilenmeye başlıyorlar. Peugeout 2010 başlarında Mu adını verdiği ulaşım hizmetine başladı. Hizmet, kayıtlı kullanıcıların yalnızca ihtiyaca göre özelleştirilmiş (bisiklet taşıyıvı, kar lastiği ve Tv ile donatılmış) Peugeout arabalara ulaşmalarını sağlamakla kalmadı, aynı zamanda elektrikli scooter ve bisikletileri de  hizmete sundu. Peugeot’dan Nadège Faul ‘Avrupa’nın büyük şehirlerinde insanların yalnızca bu eşkilde yararlanmak üzere arabalarını satmaya başladıklarını görüyoruz’ diyor. 2011 sonunda Mu hizmetlerini 6 şehirden 70 şehire yaygınlaştıracak. Faul aynı zamanda ekliyor ‘Araba satışlarında yeni bir çağa girdiğimiz konusunda ikna olduk. Ya bu yeni pazarın farkına varıp gerekenleri yapacağız ya da bu müşterileri kaybedeceğiz.’

Alman araba üreticisi Daimler bu yeni gerçekliği biraz daha ciddiye alıyor. Sunduğu Car2Go servisi ZipCar’a benzemekle birlikte rezervasyon ya da 2 yönlü seyahat gerektirmiyor. Car2Go mobil uygulaması, Almanya’da Ulm ya da Austin’de (seçilen pilot şehirler) ihtiyaç duyanların sokakta yürürken, o sokakta bulunan Akıllı Aracı bulabilmesini, bir PIN numarası ya da kart okuyucu yardımıyla kullanmaya başlamasını,, çevrede istediği yere seyahat edebilmesini ve istediği yerde başka birinin kullanımı için bırakabilmesini sağlıyor. Ekonomik yakıt tüketimi sağlayan Akıllı Aracın elektrik aksamı ve pilleri için enerji  sağladığı 100 watt’lık solar tavanı bulunuyor. ’Car2Go yönetici direktörü Robert Henrich ‘Frost & Sullivan’ın 2010’da yaptığı çalışmaya göre yakın zamanda araba paylaşım pazarı milyarlarca dolarlık bir pazar haline gelecek. İlgilendiğimiz büyüklüğün çapı bu’ diyor. Henrich’in verdiği bilgiye göre Car2Go servisi bu yıldan başlayarak  Amerika ve Avrupa’daki 100 şehirde pazara sunulmaya başlanacak.

Daimler bu işe o kadar yatırım yapıyor ki; Daimler marka olmasa bile her araba için çalışacak uygulamalar üretmeye başladı. Geçtiğimiz Eylül ayında Daimler’ın Almanya’daki inovasyon ekibi yerel sürücülerle araba ihtiyacı olan kişileri biraraya getiren uygulamasıyla Car2Gether pilot çalışmasını başlattılar. Ulaşım ihtiyacı olanlar araç sahiplerine (herhangi bir araç kullanıcısı olabilir) talepte bulunuyorlar – her iki tarafın da Facebook ve Twitter profillerine erişim ağlanıyor. Yolculuk sonrasında hem şoför, hem de yolcu birbirleri için değerlendirme yapıyorlar. Daimler’ın servisi kulanıma açıp açmayacağını ve hatta yapıp yapamayacaklarını bile bilmeyen proje yöneticisi Michael Kuhn ‘Bunu tekerlekler üzerinde bir sosyal ağ haline getirmek istiyoruz’ diyor ve bu sözleriyle bulunduğu Stuttgart Almanya yerine Silikon Vadisi’ni anımsatıyor.

Araba üreticileri kendileri dahil olsalar da olmasalar da paylaşım sistemlerinin kurulmakta olduğunun farkındalar. Ekonomist Haque ‘Eğer bir değer zinciri oluşturmazsanız, bunu sizin yerinize başka biri yapacaktır ve sizi emtia haline getirecektir’ diyor. Haque’a göre ‘Baby Gap’e gitmek yerine ThredUp’daki diğer annelerden bebek kıyafetleri almayı tercih eden anneler ya da Target’tan almak yerine NeighborGoods’dan komşusunun matkabını ödünç almayı tercih edenler, yani tüketiciler, hatta daha uygun şekilde ifade etmek gerekirse vatandaşlar, birbirleriyle buluşarak ve paylaşarak aracıları resmin dışına çıkartıyorlar. Bunları genellikle ikinci el pazarı olarak düşünüyoruz. Ancak burada başka bir gerçek daha var; o da üretici ve tüketicinin karşı karşıya geldiği sektör kurallarına uymak zorunda olmadığımızı öğrendiğimiz. Sahip olduklarımızı alabiliriz ve tekrar tekrar kullanıma sokabiliriz.’

Paylaşım ekonomisi, kimsenin ne kadar büyüyebileceğini ya da kaç sektör ve şirketi etkileyebileceğini öngöremediği bir durumda. Birbirine pek benzemeyen iki örnek vermek gerekirse; Best Buy ve Lowe’s perakende sektörüne nasıl  etkisini olacağını araştırmaya başladılar. Lowe’s in Yeni İş Geliştirme Başkanı Jay Rebello ‘Paylaşım kavramının son 12 aydır gündemimizde olduğunu söyleyebilirim. Sosyal ağlar topluluk tanımını etkiliyor. Eskiden insanlar daha fazla biriktiriyorlardı şimdi ise bu bakış açısının değiştiğini görüyoruz.’ diyor.

Ve Wall Street’in tüketicide çok büyük güven problemine neden olduğu bankacılık gibi sektörlerde paylaşım sonucunda ile aracılığın ortadan kalkması bir gerçek haline geliyor. Son yıllarda ortaya çıkan pek çok birebir kredi verme sitelerinden biri olan Zopa’nın CEOsu Giles Andres ‘Bankacılıkta yaşanan kriz bizi olumlu şekilde etkiledi, az sayıdaki ilk kullanıcıları büyük kalabalık kitller haline geitmekte katalizör oldu’ diyor.

Haque ‘Birebir bankacılığın bankacılık sektörü için çok yıkıcı olacağına inanıyorum’ diyor. Haklı olabilir; ancak gene de 1 milyon$’lık mortgage pazarını içine alacak büyüklükte bir birebir pazar beklemek biraz zor. Haque’ın ifadesiyle ‘Finansçılar, statükolarını koruma ve bunun için bizleri kendileri olmadan sistemin çökeceğine ikna etme konusunda yeteneklililer’.  Ancak Haque’ın düşüncesi paylaşımın kalbindeki bir inanca dayanıyor; dağıtımlı sitemlerin esnekliği. Örnek olarak 70’lerde İrlanda’daki bankacılık krizi sırasında bu durumdan kendilerince bir yöntemle çıkmayı başaran köylerin ve diğer tarafta greve giden bankerlerin – evet greve giden bankerler- hikayesini anlatıyor. Bankerler halkı bankacılık sistemi olmadığı durumuda ekonominin çökeceği konusunda uyarmak için greve gitmişlerdi. Haque ‘Ancak beklediklerinden farklı bir şekilde sonlandı’ diyor ve olanı ‘lokal pub’lar ödünç para veren fiili bankalar haline geldiler. Düşünecek olursanız İrlanda’da insan sarraflığı konusunda kim barmenlerden daha iyi olabilir ki?’ sözleriyle açıklıyor.

Ve gülerek ekliyor ‘Ekonominin büyümesi elbette durmadı, yavaşlamadı bile’.

2. resim kaynak: http://www.on5yirmi5.com/genc/haber.112584/tuketime-karsi-paylasim-duzeni.html

Paylaşım Ekosistemi Bize Neler Getirebilir?

meltems |
03 Ocak 2013 |

Paylaşım ekonomisi tüm dünyada hızla yayılıyor.  Birkaç yıldır üzerinde konuşulan bir kavram olmasına rağmen hızla büyümesi,  artan sayıda kişinin farklı sebeplerle buna daha fazla ihtiyaç duymasıyla ve hayatlarımızın giderek daha da fazla içerisinde yer alan internet ve teknolojinin hem  bazı temel kavramlarda değişiklik yaratması hem de bireyler arası paylaşım için ihtiyaç duyulan imkanları sağlamasıyla mümkün oluyor.

Paylaşım ekonomisi bireye dayanıyor. Bireyler kendilerinde olanları (ev, oda, araba, alet, edavat, eşya, kitap, kıyafet, bahçe, bilgi, yetenek vs) diğer kişilerin kullanımına açıyorlar. Yani kurumların bireylere sağladığı mal ve hizmetleri artık bireyler birbirlerine sağlıyor. Bu da aslında herkesin hayatını kolaylaştırıyor. Paylaşım ekosisteminin içerisinde kişiler arası (P2P) tamamen ücretsiz olarak sunulan oluşumların yanısıra, kişilerin birbirlerine bir ücret ödemesiyle de sürdürülebilirliğini sağlayan oluşumlar var. Bunların dünyaca en bilinen örneği ev-mekan paylaşımı üzerine gerçekleşiyor. Ücretsiz olan örnek Cocuhsurfing, ücretli olan örnek AirBnB. Peki bu ne gibi değişimler getiriyor diye bir bakacak olursak:

1. ”Sahip olma” kavramı değişiyor, sahip olmanın yerini sahip olmadan kullanma imkanı yani “erişim” alıyor.

2. Kaynaklar farklı şekilde kullanılmaya başlanıyor, “benim olan senindir” anlayışına daha fazla yer açılıyor. Bu, bireylerin tüketim tercihlerini paylaşım üzerinden yapmasını motive ederek tüketimin daha az olduğu ve belki de tüketim anlayışının tümden değişebileceği bir dünya olabilmesi ihtimalini doğuruyor.

3. Paylaşım ekosisteminin içerisine adım atmak “ hayatı kolaylaştırıyor ve güzelleştiriyor”, bireyler arası güven ilişkisi doğuyor, yeni arkadaşlar ediniyoruz, farklı toplulukların içerisinde bulunarak ilişkilerimizi geliştiriyoruz.

4. Zamanımızın çok fazlasını “para kazanmak” için harcadığımızdan, sahip olma kavramının değişmesi, “zaman” kavramı ile daha farklı bir ilişki kurabilme imkanı doğuyor, belki de giderek zamanımızın daha fazla sahibi olabileceğiz.

5. insanlar “bireysel ve bencildir”, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederler yerine insanlar “kollektif ve paylaşımcı” varlıklar da olabilirler (!) ve toplumun refahı için hareket ederler kavramını daha geniş ölçekte benimseme ihtimalimiz doğuyor.

6. Bunlar beraberinde “yeni bir hayat tarzını” getiriyor. Eşya paylaşan, zamanını da paylaşıyor, evini de paylaşıma açmaya daha yatkın oluyor, küçük pratikler giderek daha büyük bir hayat tarzı değişikliğine yol açabiliyor.

Yani bütün bunlar bizi, “paylaşım ekosistemi acaba bazı değerleri değiştirerek, başka tür bir dünyayı mümkün kılabilir mi” sorusu ile başbaşa bırakıyor. Sahip olduklarımızı birbirimiz için kullandığımızda belki de biz bize yeteriz, kendi kendine yeten topluluklar kurabiliriz. ”Paylaşım” ilk defa karşılaştığımız bir kavram değil, insanların yüzyıllardır zaten aşina olduğu ve hayatlarının içerisinde yer alan bir kavram ancak internet bunu o kadar kolay bir hale getirdi ki, belki de bundan sonra hep beraber farklı bir dünyayı deneyimleyeceğimiz zamanlara yaklaşıyoruz.

 

Zumbaralılara davet var!

yelizyilmaz |
10 Aralık 2012 |

Aşağıda yer alan “Sürdürülebilir Toplumlar için Ekoköy Çözümleri” etkinliğine tüm Zumbara üyeleri davetlidir!

Hayatlarımızda giderek artan yoğunlukta hissetmeye başladığımız ekolojik, ekonomik ve toplumsal darboğazlara karşı ne yapabileceğimizi, nereden başlayabileceğimizi düşünürken dünyada çok çesitli ölçek ve modellerde oluşan, oluşmakta olan ekoköyler bize ışık tutuyor. Ekoköylerde uygulanan yerel, basit ve mikro yaşam biçimlerinin, çözüm denemelerinin ve başarı örneklerinin yaygınlaştırılması amacıyla Küresel Ekoköyler Ağı-Avrupa ve Güneşköy Kooperatifi ortaklığında yürütülen “Toplumsal Katılım için Ekoköy Stratejileri” projesi kapsamında düzenlediğimiz buluşmaya yürekten davetlimizsiniz…
Buluşmada sizlerle…
  • Küresel Ekoköyler Ağı (Global Ecovillage Network-GEN) hakkında bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunmayı;
  • Sürdürülebilir yaşamın tamamlayıcı dört boyutuna (ekoloji, ekonomi, sosyal, kültürel) dayalı bir müfredata sahip olan “Ekoköy Tasarımı Eğitimleri” (Ecovillage Design Education-EDE) ile ilgili deneyimleri aktarmayı;
  • Türkiye’deki ekolojik yerleşkeleri desteklemek ve geliştirmek için var olan olanakları birlikte değerlendirmeyi
ve bu vesileyle Türkiye’de sürdürülebilir yaşamla ilgili çalışmalara emek veren ve ilgi duyan herkesle bir araya gelmeyi diliyoruz.
Tarih: 22 Aralık 2012, Cumartesi
Saat: 10.00-16.00
Yer: Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Ankara, Kültür ve Kongre Merkezi-C Salonu
Sunumlar ve Moderasyon:
Gözde Cüce (GEN-Avrupa Gönüllü Elçisi)
Ali Gökmen ve İnci Gökmen (Güneşköy – ODTÜ)
Program:
22 Aralık 2012, Cumartesi
09.30-10.00: Kayıt
10.00-10.30: Açılış ve tanışma
10.30-11.00: Güneşköy ve Ekolojik Yerleşkeler Ağı (EKOYER) sunusu
11.00-11.20: Çay arası
11.20-12.30: GEN ve Ekoköy Tasarım Eğitimi (EDE) sunusu
12.30-14.00: Öğle arası
14.00-15.30: Sürdürülebilir yaşam ve topluluklarla ilgili deneyim paylaşımı
15.30-16.00: Değerlendirme ve kapanış
Buluşmaya Ankara dışından katılmak isteyenler için sınırlı sayıda otobüs bileti desteği sağlanabilecektir.
İletişim için: Gözde Cüce, tel: 0532 278 1234, e-posta: bosnali@gmail.com

Paylaşımcı toplulukların yükselişi 3*

yelizyilmaz |
06 Aralık 2012 |

* Bu yazı Shareable.net’te Cat Johnson tarafından yazılmış ve Yeşil Gazete’nin gönüllü çevirmenlerinin çevirisi ile 3 Aralık 2012 tarihinden itibaren yayımlanmaya başlayan yazı dizisinden alınmıştır.

Yazı dizisinin ilk kısmına buradan ve ikinci kısmına da buradan ulaşabilirsiniz.

Büyümeden Sonrası Enstitüsü (Post-Growth Institute)

“Daha büyükten daha iyiye” sloganıyla yola çıkan Büyüme Sonrası Enstitüsü, ekonomik bir kapsam içinde insanların paylaşım kavramlarını dile getirmeleri için platform sağlıyor. Tüketimi ve ekolojik ayak izimizi azaltmak için çaba harcayan Avustralya merkezli enstitü, paylaşım topluluklarını ve öne çıkan paylaşım savunucularını destekliyor ve tanıtıyor. Toplum ve ağ-kurma etkinlikleri düzenliyor (örn; “Beleş Para Günü”). Konuyla ilgili bir çok makale ve kaynağa imza atıyor.

diyor Büyüme Sonrası Enstitü kurucusu Donnie Maclurcan. Paylaşım, bu dünyanın herkese yeteceğini, pay kapmak  için sağlıksız bir rekabete girmenin gerekmediğini hatırlatıyor bizlere.” “Paylaşarak,” diye ekliyor, “hiçbir halta yaramayan statü kıskançlığını ve özel mülkiyetin ‘çağdaş’ toplumun simgesi olduğu düşüncesini, hem de yerine doğru ve güzel şeyler koyarak, lağvedebiliriz.”

Maclurcan paylaşımın yeni bir adet olmadığının altını çiziyor; tek fark günümüzde teknolojinin nimetlerinden faydalanıyor olmamız.” “Ortak kullanım modellerine geri dönüş,” diyor, “zimmetleme ile ilgili eski çağa ait bilgelikleri, etkin paylaşımı kolaylaştıran güçlü dijital platformların sağladığı yeni nimetlerden faydalanan modern bir bağlama taşıma yeteneğine sahip.”

San Fransisco Ortakları (Sharers of San Francisco)

Yeni paylaşım ekonomisi ile ilgilenen insanları bir araya getirmek için kurulan San Fransisco Ortakları paylaşım hareketine  katılanların diğer paylaşım tutkunlarıyla tanışıp birbirlerinden öğrenecekleri ve bağlantı kuracakları davetler, yemekler ve toplantılar düzenlemekte.

Grubun kurucusu ve yakında çıkacak olan Paylaşılabilir Hayat adlı kitabın yazarı Chelsea Rustrum “San Fransisco Ortakları’nı eşsiz kılan,” diyor, “paylaşmaktan zevk duyan insanları bir araya getirmemiz. Asıl seslerini duyurması gereken, “Daha çok paylaştıkça, adil bir ekonomi modelinin oluşmasının önünü açıyoruz,” bu insanlar: P2P kurucuları, Airbnb hosts,  couchsurfers, birlikte çalışan mavens,ortak araba kullananlar ve ride sharing advocates. Eğitici sohbetler için yalnızca eşdüzeyde Pazar kurucularını çağırmakla kalmıyoruz,” diyerek sözlerine devam ediyor. “Bunun yerine, Ortak Mutlu Saatler ya da İmece Günü gibi yapısal olmayan günlerde kullanıcılar ve kurucuları bir araya getiriyoruz… doğru insanları konuşturuyor ve sohbetler ve potansiyel ortaklıklar ile birbirimize yardımcı oluyoruz.”

Ortaklaştırma Okulu (School of Commoning)

School of Commoning, yerel ve küresel Müştereklere*  erişen insanların oluşturduğu dünya çapında bir topluluktur. Bu amaçla atölye çalışmaları, seminer ve kurs hizmetleri veriyor ve paylaşım savunucuları ve destekleyicilerinin iletişim kurması için gelişen bir online yapıya sahip.

” Ortaklaştırma Okulu, Müştereklerin yönetimi, korunması ve oluşturulmasında bireysel ve ortaklaşa becerilerin gelişmesi için çalışıyor.” diyor okulun kurucularından George Por.  ”Müşterekler, özel bireysel kazanım için sahiplik aracılığıyla değil iyi bir hayat için ihtiyaç duyulan kaynakların idaresi aracılığı ile, müşterek paylaştığımız şeylerdir. Dürüstlüğün, karşılıklı iyiliğin ve ilişkilerin, ürünlerin ve hizmetlerin metalaştırılmasını ikame etmesine dair örnekleri giderek artan sayı ve yaygınlıkta görüyoruz.”

Por, topluluk oluşturmanın Müştereklere dayalı bir toplum ve dünya yaratmada anahtar etmen olduğuna vurgu yapıyor.

‘Paylaşımla ilgili Topluluklar oluşturmak, yaşamak istediğimiz dünyaya giden yolun anahtarıdır.’’ diyor. “Bu amaca ulaşmanın  pratik bir yolu bu. Sadece fikirler hakkında konuşan değil, yeni araçları öğrenmeyi ve kullanmayı deneyerek öğrenen topluluklar olmadan, bize saçmalık ve karışıklıktan başka bir şey sunmayan mevcut yapıları yeniden üretmiş oluruz sadece…”

Editörün notu: Müşterekler, ya da Ortaklar, devlet dahil kimsenin mülkiyetinde olmayan ve belli bir bölgedeki halk/paydaşlar tarafından kullanılan doğal kaynaklara verilen genel isim. Türkiye’de meralar buna en bilinen örnek.

Las Andias

İber yarımadası merkezli Las Andias kooperatifi, bireyden bireye etkileşim (P2P) araçlarına dayanan bir “yeniden dirilmiş” ekonomik modeli için mücadele ediyor. “The P2P Mode of Production: an Indiano Manifesto” (P2P Üretim Modeli: Bir Yerli Manifestosu) adlı kitabın da arkasındaki grup olan Las Indias, insanlara paylaşım ekonomisinin yararlarıyla ilgili eğitim veriyor, Müşterekleri tanıtıyor ve paylaşım hareketi katılımcıları arasında bağlantı kuruyor.

Ortaklaşa Muhabbetler (Collaborative Chats)

Collaborative Chats, işbirlikçi tüketim hareketin liderlerini, katılımcılarını ve konuyla ilgilenenleri San Fransisco’da aylık panel ve tartışmalarda bir araya getiriyor. Shareable’ın da eş-kurucusu olduğu bu sohbetler, Y Jenerasyonunun neden ve nasıl “sahip olmaktan çok paylaşmaya ilgi duyduğunu” tartışmaktan, paylaşım hareketinin yayılması için ilgi çekme ve finans sağlama konularına kadar geniş bir yelpazeyi içeriyor.

Pay Takası (Share Exchange)

ABD’nin ilk yerel ekonomi merkezlerinden biri olan  Share Exchange, Santa Rosa, Calif’te bulunuyor. Share Exchange bir topluluk buluşma yeri, işbirlikçi ortak çalışma sahası, yerel ürünlerin pazarlama alanı ve yerel ekonomileri destekleyen, kar amacı gütmeyen bir kuruluş rollerini taşıyor.

“Share Exchange, yerelleşme hareketinin ve paylaşımcılık hareketinin ortak noktalarındadır.’’ diyor ortak kurucu Kelley Rejala ve devam ediyor: “Biz paylaşımın, değiş-tokuşun ve yerel ekonomik gelişimin emsalsiz bir kesişim noktasıyız.”

Rajala özetle şunları söylüyor: “Mevcut tüketim modelimize devam etmemize olanak yok. En varlıklı, en güçlü ve en fazla kaynak tüketen ülke olarak paylaşımcı bir yaşam şekline geçiş sürecimize bir katkı sağlamak, bunu kolaylaştımak boynumun borcu, diye düşünüyorum.”

“Mekansal olarak da paylaşılan bir yere sahip olarak ve etkinlikleri, sosyal faaliyetleri ve takas etkinliklerini organize ederek, insanların yeni arkadaşlar edinecekleri imkanları sağlıyoruz. Paylaşmak , güvenilir bir insan zinciri ve topluluğu dahilinde zaten kendiliğinden, doğal bir aktivite oluyor.’ diyor.

Mesh Labs

Yazar/girişimci Lisa Gansky’nin kitabı The Mesh: İşletmelerin Geleceği Neden Paylaşımdadırda yer alan ilkelerden hareketle kurulan Mesh Labs, paylaşım ekonomisinde işletmelerin başarı kazanmasına yardım ediyor. Paylaşım hareketinde küresel erişimi  ve liderliğiyle bilinen Gansky ve ekibi, çömezleri ve mevcut şirketleri “topluluklarımızı ve gezegenimizi de geliştiren yeni dalga enformasyon-erkli (information-enabled ) ticaret” hakkında eğitmek için teknoloji, sosyal medya ve toplumsal bağlantılarından yararlanıyor.

Paylaşılabilir Avustralya (Shareable Australia)

Kısa süre önce kurulan “Paylaşılabilir Dergisi”nin Avustralya kanalı Paylaşılabilir Avustralya, paylaşım hareketinde yüz yüze ilişkiler kurmayı hedefliyor. Kanal buluşmalar, anti-konferanslar, bit pazarı, paylaşım pazarı ile yerel hareket ve olayların gerçekleşmesine ve duyulmasına katkıda bulunuyor.

Paylaşılabilir Avustralya editörü Darren Sharp, “Paylaşım hareketi temelde siyasetin, ekonominin ve toplumun merkezine Müşterekler-merkezli bir model yerleştirerek 21. yüzyılda gelecek nesiller için mecburen alternatif bir vizyon sağlamaktadır,” diyor. “Müştereklerin ana fikri şudur: Hem somut hem de fikre dayalı Müşterekler, karşılıklı lar adına araçları aradan çıkararak doğrudan amaca (işe gitmek, limon, ansiklopedi) ulaşmamızı sağlayacak şekilde paylaşılabilir.”

Sharp, paylaşım sayesinde, insanların anaakım tüketici kültürünün tektipleştirici tezgahından geçmek yerine kendilerini güvene dayalı ilişkiler, sözüne inanırlığa dayalı bir itibar ve toplumsal birliktelik üzerinden tanımlayabilme olanağına kavuştuklarını belirtiyor.

“Aklın yolu bir; kurduğumuz ilişkiler çok önemli. Bu ilişkiler mutlu ve üretken birey ve toplulukların temelini oluşturuyor.” diyor Sharp, ve ekliyor: “Paylaşım hareketi sayesinde ‘şeylere’ olan bağımlılığımızdan kurtulabilir ve gereksiz materyal sahipliğiyle bilgi birikimimizi paylaşmak, öğrenmek ve diğer insanlarla bağlar kurmak için şahane bir fırsata dönüştürebiliriz.”

Öncü Organizasyonlar

Bu yazı dizisinde yer alan grupların çoğu paylaşım dünyasında daha dünkü çocuk sayılır. Uzun süredir bu konuda rehberlik eden oturmuş, öncü paylaşım organizasyonları şunlardır; Kuzey Amerika Öğrenci KooperatifiHalka Dayalı Ekonomi MerkeziYeni Ekonomi Enstitüsü ve Yeni Ekonomi Vakfı.

Ya sizin gruplarınız?

Paylaşım grup ve oluşumlarını araştırdıkça yenilerinin varlığını da öğrendik ve aslında bu konuda çalışan ne kadar çok oluşum olduğunu farkettik. Sizin de bölgenizde neler yaptığınızı öğrenmek ve gruplarınızı diğer oluşumlarla iletişime geçirmekten zevk duyarız. Lütfen atladığımız ya da haberdar olmadığımız grupları yorumlar kısmında yazın, öğrenelim.

(Shareable.net, Yeşil Gazete)

Yeşil Gazete için çeviren: Özde Çakmak ve Müşerref Bayraktaroğlu

Editör: Durukan Dudu

URL: http://www.yesilgazete.org/?p=68328

Paylaşımcı toplulukların yükselişi 2*

yelizyilmaz |
05 Aralık 2012 |

* Bu yazı Shareable.net’te Cat Johnson tarafından yazılmış ve Yeşil Gazete’nin gönüllü çevirmenlerinin çevirisi ile 3 Aralık 2012 tarihinden itibaren yayımlanmaya başlayan yazı dizisinden alınmıştır.

Yazı dizisinin ilk kısmına buradan ve üçüncü kısmına da buradan ulaşabilirsiniz.

KoKonsum

Almanya merkezli Kokonsum, paylaşım ekonomisiyle ilgilenenler için açık bir iletişim ağı. Bu kuruluş, yeni, paylaşımcı ekonomi çalışmalarına ve herkesin katılabileceği girişimlere ön ayak olmak kadar, bu girişimlerin varlıklarını da görünür kılma peşinde.

“Kişisel kanaatime göre; paylaşım ekonomisi, yaklaşmakta olduğumuz yeni bir tür ekonominin ana etmenlerinden olacaktır,” diyor KoKonsum’un kurucusu Daniel Bartel. “Ortak Tüketim pek çok endüstriye sekte vuracak, çevre sorunlarının aşılmasında yardımcı olacak, insanlara hayallerini gerçekleştirmesini ve güven inşa etmesini sağlayacak.”

Paylaşım ekonomisini ileriye taşımak için güven ve itibarın öneminine dikkat çeken Bartel, “Yalnızca güvenilir eş iletişim ağları, dikkatli bir biçimde başkalarıyla  paylaşımı mümkün kılar. Bu herkesi şahsen tanıyacağınız anlamına gelmez, yine de itibarınızın güvenilir olması önemlidir.”

Consumo Colaborativo

Consumo Colaborativo, paylaşımcı topluluklara en iyi uygulamaları sunmak ve bilgi servisi yapmak için kurulan dijital bir medya platformudur. İspanya merkezli organizasyon, farklı kişiler ve projeler için  buluşma noktası, paylaşım meraklıları için de bir bilgi merkezi niteliğindedir.

Consumo Colaborativo kurucusu Albert Canigueral, “Paylaşım ekonomisi, tüketim ve mülkiyetin kendi içinde amaç/hedef değil, hedefe ulaşmak için bir araç olduğunu anlamaktır,” diyor. “Son onyıllarda oldukça müsrif davrandık. Ortak tüketim bütün eski kaynakların ve insanlığın üretmeye devam edeceği yeni kaynakların daha sağduyulu kullanılmasını sağlar.”

Tompkins’i Paylaş (Share Tompkins)

Ithaca, New York merkezli “Tompkins’i Paylaş” insanları yiyecek depoları ve özgür okullar gibi varolan kaynaklara ve Ithaca ArabanıPaylaş ve Ithaca Biodizel Kooperatifi gibi yerel platformları paylaşmaya yönlendirir. Ayrıca, beceri paylaşımı, değiş-tokuş, takas ve diğer paylaşım etkinliklerini organizasyon etmeye ve haber vermede yardımcı olur.

Tompkins’i Paylaş kurucu ortağı Shira Evergreen, Ithaca’nın hala yürürlükte olan ABD’nin en eski alternatif yerel para birimi Ithaca Hours’ın yurdu olduğuna dikkat çekerek, “Paylaşım hiçbir şekilde yeni bir fikir değildir,” dedi. “Bu devrin heyecan verici yanı teknoloji, tasarım ve girişimcilikle paylaşımın füzyonudur. Sanki topluca birbirimize güvenmeyi yeniden öğreniyor gibiyiz. Bunu gerçekleştirebilmek için de çağımızın araçlarından yararlanmamız gerekiyor. Inanıyorum ki paylaşım alışkanlığa dönüştüğünde,” diyerek devam ediyor, “bellibaşlı paylaşım platformlarına daha az bel bağlayacağız ve yerel toplumumuzu herkesin ihtiyacını karşılayan birbirine bağlı kaynaklar ağı olarak göreceğimiz yeni/eski bir yöntem yerleştireceğiz.”

Collaborative Consumption (Ortak Tüketim)

Mülkiyetten ziyade erişimi teşvik eden ve toplumsal, ekonomik, çevresel potansiyel oluşturacak şekilde  “kullanılmayan mülklerden yararlanmanın yolunu açan”, Ortak Tüketim paylaşım ekonomisinin küresel çapta bir savunucusu.

“Paylaşım ekonomisinin bizi en çok heyecanlandıran yararı insanlara güç aşılıyor olması,” diyor Ortak Tüketim kurucusu/yöneticisi ve Benim Olan Senindir: Ortak Tüketim Yaşam Biçimimizi Nasıl Değitiriyor? Rachel Botsman. “İnsanlara sürdürülebilir biçimde yaşamaları, yeni topluluklar inşa etmeleri, varoluşlarını paraya çevirmeleri ve en önemlisi de kaybettiğimiz insanlar arasındaki o ilişkiyi yeniden keşfetmeleri için güç veriyor.

Boatsman ve ekibi konuşmalar, röportajlar, makaleler, danışmanlık ve muhtelif grupları birleştirme yoluyla iş çevrelerinin paylaşım ekonomisinin safına katılmasına odaklanıyor.

“Ortak Tüketim etrafında toplanan topluluğun en güzel yanı, gösterdiği çeşitlilik,” diyor Botsman. “Küçük bir kasabada yaşayabilirsin. Orada sektörün büyümesi için proaktif rol üstlenen hükümet liderinin kasım kasım kasılan başkan vekiline karşı fikir savunuculuğu yapan yerel bir liderin olabilir. Bu birbirinden farklı grupları biraraya getirmek, aynı dilden konuşmalarını ve hedeflerinin müşterek olabileceğini anlamalarını sağlamak topluluğumuz için oldukça heyecen verici.”

Britanya’yı Bağlayalım (LETSLinkUK)

Yerel Takas Alışveriş Sistemleri ve Tasarıları (LETS), Britanya’da insanların ürün ya da hizmet değiş tokuşunda bulunduğu toplum-merkezli bir iletişim ağlarıdır. LETSLinkUK takas sirkülasyonunu sağlamak için denemeler yapıyor ve yeni modeller geliştiriyor. Ayrıca, mevcut LETS sistemlerine platform sağlıyor ve ilgilenen toplulukların kendi yerel takas sirkülasyonlarını yaratmalarına yardım ediyor.

 

PaylaşKabile (Sharetribe)

Ürün,  hizmet, ulaşım, mekan ve daha birçok şeyi paylaşan online toplulukların iletişim ağı olan Finlandiya-merkezli Sharetribe güvenilir bir çevrede paylaşım olanağı sağlıyor. Herkese açık bir platform olan Sharetribe ortaklardan, ortaklar “kabilesi”nden, Sharetribe kodunun üstüne çıkmak isteyen kodlayıcılar ve çeviri yapan, Sharetribe hakkında haberler yayan yerel elçiliklerden mürekkeptir.

“Uzun vadede erişimin, mülkiyeti yeneceğine inancımız tam,” diyor ortak kuruculardan CEO Juho Makkonen. “Daha önce dünya düzeni böyleydi. Birçok alanda eski düzen geri gelecektir. Topluluk inşası paylaşımın, aynı zamanda da Sharetribe’ın tam kalbinde yer almaktadır,” diye devam ediyor. “Çoğu insan için tanımadığı kişilere güvenmek kolay değildir, bu yüzden topluluklar güven ortamı yaratamızı sağlıyorlar. Üstelik topluluk güçlü bir motivasyon aracıdır: kendilerini belli bir toplulukla özdeşleştiren kişiler topluluğun ortak menfaatine katkıda bulunmak isterler.”

(Shareable.net, Yeşil Gazete)

Yeşil Gazete için çeviren: Özde Çakmak ve Müşerref Bayraktaroğlu

Editör: Durukan Dudu

URL: http://www.yesilgazete.org/?p=68263

Paylaşımcı toplulukların yükselişi 1*

yelizyilmaz |
04 Aralık 2012 |

* Bu yazı Shareable.net’te Cat Johnson tarafından yazılmış ve Yeşil Gazete’nin gönüllü çevirmenlerinin çevirisi ile 3 Aralık 2012 tarihinden itibaren yayımlanmaya başlayan yazı dizisinden alınmıştır.

Yazı dizisinin ikinci kısmına buradan ve üçüncü kısmına da buradan ulaşabilirsiniz.

Paylaşım ekonomisi hız kazandıkça, küresel çapta yayılıyor. Dünyanın dört bir yanındaki şehir ve kasabalarda  insanlar bebek kıyafetlerinden teknelere, hırdavattan yazlıklara kadar her şeyi paylaşmanın bir yolunu buluyor. Kendilerini şuurlu bir şekilde büyük resimdeki paylaşım hareketiyle özdeşleştirenler gruplar da oluşmakta. Bu gruplar, eğitime, eyleme, topluluk inşasına odaklanıyor ve geniş çapta paylaşıma yönelik bir kültürel değişimi savunuyorlar.

Mahalle seviyesindeki kooperatiflerden küresel organizasyonlara, bu gruplar paylaşmayı ana-hat toplumsal tercihlere dahil etmek için uğraşıyorlar. Paylaşımı yeni bir paradigma olarak görüyorlar; daha demokratik bir toplum için bir araç. Biliyorlar ki paylaşmak geçici bir heves değil; teknoloji sayesinde yeniden hayat bulan, eski çağlardan kalma bir sistem.

Aşağıda dünyanın dört bir yanında paylaşımı savunan grupların yürekleri ferahlatan  listesini görebilirsiniz. Elbette, başka gruplar da var. Bu liste yapılırken sizi en yakınınızdaki ya da paylaşılabilir dünya hayalinizi paylaşan (!) toplulukla iletişime geçmenizi sağlayacak, daha da güzeli sizi böyle bir topluluk kurmaya teşvik edecek bir sıçrama tahtası olması hedeflenmiştir.

Ouishare

Paris, Londra, Berlin, Barcelona, Roma ve Brüksel’de merkezi olan Quishare imece ekonomisinin gelişmesi için çabalayan girişimci, vatandaş, aktivist, gazeteci ve tasarımcılardan oluşan uluslararası bir ağdır.

“Benim için soru erişimin mülkiyetten daha iyi olup olmaması sorusu değil,” diyor Ouishare eş kurucusu Antonin Leonard. “Burada önemli olan insanlar. Bu kültürel bir değişim. Insanlar kendilerini ifade edebilmek, kendi kendilerinin patronu olmak ve hayatlarında yeni bir hayata başlamak için harikulade fırsatları olduğunun farkına varmaya başladı.”

Leonard, toplum “her şeydir” diyor ve Ouishare’in bir şeyler yapacağını söyleyen değil, üreten kişiler ekseninde kurulduğunun altını çiziyor.

“Karmaşık dünya sorunların çözümü için karmaşık çözümlere ihtiyacımız var. İddia ederiz, sürdürülebilir değişimi getirebilmenin tek yolu insanları farklı görüş açılarıyla donatmak. Paylaşım, topluluk yaratmak için harika bir fırsat; paylaşımın devam etmesi için de topluluk inşası gerekli.”

Müşterek Kare(Shared Squared)

Merkezi New York’ta olan Shared Squared etkinlikler düzenleyerek, paylaşımcı ekonomi öncülerini güçlendirecek kaynaklar sağlayarak ve harekete dahil olmayı kolaylaştırarak insanların birbirleriyle birşeyleri paylaşmalarını kolaylaştırıyor.

Shared Squared kurucusu Adam Berk, “Bu konudaki yaklaşımımız, aynı sektör içindeki insanların birbirleri hakkında bilgi sahibi olmaları, birbirlerini tanımaları, biraraya gelmeleri ve birbirlerini desteklemeleri için fırsat yaratmak,” diye konuştu. El ele vermesi gereken bir sektör varsa o da biziz. Bu yüzden mümkün olduğunda, bir anlam ifade ettiğinde herkesin birlikte çalıştığından ve birbirini desteklediğinden emin olmak istiyorum… Bence bizi eşsiz kılan şey şeffaf olmamız, politikayla ilgilenmememiz ve çekişmelere meydan vermeme politikamız: Herkes için yerimiz var, ne kadar büyük olursa olsun.”

Berk, paylaşım ekonomisinin insanlara neden paylaşmaları gerektiğini söylemeyi bir kenara bırakması ve bunun yerine paylaşımı daha ucuz, daha iyi, daha uygun ve eğlenceli hale getirmeye odaklandığını görmek istiyor. Gelecekte eş-düzeyde (P2P) şirketlerinin risk yönetimi, envanter ve sürerlikleri için üçüncü şahısların daha büyük rol oynayacağı kanaatinde.

“Paylaşmak, çevre manyağı olmanızı gerektirmez,” diyor. “Zenginler yatlarını ve uçaklarını paylaşıyor. Paranı harcamadığında bankaya koyarsın. Genel olarak paylaşım ekonomisi ana-akıma pazarlama alanında kötü bir iş çıkardı. Oteller, Airbnb’nin antitezi değildir. Otellerde de odalar paylaşır, sadece sistem farklıdır., Aslında hâlâ eş-düzeyde olan ticari işlemlerde üçüncü şahıslar daha büyük rol oynar.”

Paylaşımcılar  (The People Who Share)

Britanya-merkezli Paylaşımcılar organizasyonu paylaşımı ana-akıma taşımaya çalışıyor. Kendilerini “Paylaşım yoluyla dünyayı yeniden şekillendirmeye” adayan Paylaşımcılar’ın hayali herkesin alet edevat, finansal kaynak, mal mülk, eşya, tecrübeleriyle gelişen bir paylaşım ekonomisi yaratılması. Geçtiğimiz günlerde ortakları Ouishare ve Shareable ile birlikte ilk Dünya Paylaşım Günü’nü düzenlediler.

“Esasında, sınırlı kaynakları olan bir gezegende yaşıyoruz, nüfus giderek artıyor, hayatta kalmak için paylaşmamız gerekecek,” diyor Paylaşımcılar’ın Baş Paylaşımcı’sı Benita Matofska. Gelecekteki işletmeler ve örgütler kaynaklarını paylaşma modelini benimseyenler arasından çıkacak.”

Motofska, “Paylaşım ekonomsini günümüz ekonomik modelinden ayıran şey bu yeni ekonomi modelinin insanlar tarafından, insanlarla birlikte, insanlar ve gezegen için inşa edilmesidir. Temelde insanlar sınırsız paylaşım potansiyeli olduğumuz görüşünde birleşiyorlar. Güçlü, sürdürülebilir, birbirine bağlı toplumlar inşa etmenin yolu paylaşımdan geçiyor” diyor.

Unstash (gayri-yığ)

Unstash; paylaşım deneyimini eğlenceli, kolay ve sosyal kılarak güçlendiren ve kolaylaştıran ortak tüketim amacıyla kurulan eş-düzeyde bir platformdur. Toronto merkezli organizasyon “bıçak gibi paylaşım ruhuna odaklanmıştır,” diyor Unstash eş kurucusu Long Wong. “Üç beş kuruş kazanmak için birbirini tanımayan insanları biraraya getirmek değil yaptığımız. İhtiyaçların tesadüf etmesine dayalı olabileceği düşüncesiyle, değiş-tokuş da bizim işimiz değil. Topluluk yararı için paylaşma deneyimini güçlendirmek ve kolaylaştırmak için buradayız.”

Wong’a göre, paylaşım yalnızca tasarruf etmek, sade bir yaşam ya da çevre için anlamına gelmez; paylaşırken, insanlığımızı da paylaşmış oluruz. “Bir şeyleri paylaşmak önemsiz bir detaymış gibi görünebilir,” diyor Wong. “Fakat, kendi tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, küçük ve elle tutulabilir önemsiz birşeyin paylaşılması bile, hayatı derin ve anlamlı yollarla paylaşmanın önünü açabilir.”

İşbirliğine Var Mısın? (Let’s Colloborate)

İşbirliği’ne Var Mısın?, New York City’deki ortak tüketim toplumunu canlandırmak ve birleştirmek için geliştirilen bir dizi etkinliğe verilen isimdir.

“İşbirliği’ne Var Mısın?’ın amacı, girişimcileri, akademisyenleri, girişimci yatırımcılarıi ve paylaşımcı ekonomi tutkunlarını, düşünmeye zorlayan etkinliklerle aynı çatı altında toplamaktır,” diyor Melissa O’Young, İşbirliği’ne Var Mısın? kurucusu. “Tutkulu bir grup insan aynı odaya konulduğunda, bir tür sihrin ortaya çıkacağına inanıyorum. Öncelikli amacım,” diyerek devam ediyor, “paylaşım ekonomisi meraklılarından oluşan çekirdek bir topluluk yaratmak. Bu çekirdek topluluk da daha büyük bir topluluğu daha işbirlikçi davranışlar aşılayacağını umut ediyorum.”

P2P Vakfı

P2P “açık, paylaşımcı, P2P ve ortak mülkiyet alanları-merkezli aktiviteler için bir gözlemevi”dir. Çok sayıda konferansa ev sahipliği yapan ve bu konuda 18.000 makaleyle övünen kuruluş, araştırmacılar ve paylaşım ekonomisi uygulayıcıları için değerli bir bilgi kaynağıdır.

“Farklı olgular paylaşım lehine büyük, kökten bir değişikliğe yol açtı,” diyor P2P kurucularından Michel Bauwens. “Ağ tabanlı internet koordinasyon ve işlem masraflarını büyük ölçüde azalttı, bu tek bir kaynağa sahip olmaktansa, o kaynağı paylaşmayı daha ucuz kılıyor. Tüm avantajlar hâlâ sizin, ama daha düşük fiyata yararlanıyorsunuz,” diyerek sözlerine devam ediyor. “Bu durum, bireyci kıtlık-güdümlü davranış (bunu alıyorum çünkü ihtiyacım olabilir) perspektifini, satın almadan da kaynağa ulaşabilmenin verdiği güvenle bolluk-güdümlü davranışa doğru değiştiriyor.”

(Shareable.net, Yeşil Gazete)

Yeşil Gazete için çeviren: Özde Çakmak ve Müşerref Bayraktaroğlu

Editör: Alidost Numan & Durukan Dudu

URL: http://www.yesilgazete.org/?p=68086

Zumbara 14 Kasım Global Paylaşım Gününe Davet ediyor!

gozdeokcu |
13 Kasım 2012 |

Dünyadaki paylaşım hareketinin hikayesini anlatan, bu alandaki tüm projeleri ve kişileri destekleyerek dünyada global bir paylaşım ağı kurmaya çalışan ve paylaşım hareketinin online başucu kaynağı olan Shareable (www.shareable.net) 14 Kasım’da Global Paylaşım Günü düzenliyor! Türkiye’den zumbara bu paylaşım hareketinin destekçisi ve ortağı oldu!

“14 Kasım’da dünyadaki paylaşıma şu ana kadarki en fazla kişiyi dahil edelim” diyen hareketin amacı 50 ülkeden milyonlarca kişiyi mobilize ederek paylaşımın gayet kolay, keyifli ve hepimizin geleceği için önemli olduğunu vurgulamak. Bu harekete yemeğinizi, eşyalarınızı, kıyafetlerinizi, müziğinizi, zamanınızı, kısacası paylaşmaya değer gördüğünüz herhangi bir şeyi paylaşarak katılabilirsiniz.

Biz de diyoruz ki, biz zaten paylaşıyoruz! Bu sefer servis değişimlerimizi 14 Kasım 13:00-14:00 arasında ayarlayalım, bu güne destek vererek ortak iyiye inandığımızı vurgulayalım, paylaşım hareketini bir adım daha ileri götürelim! Sizden ricamız bize paylaşım fotoğraflarınızı gönderiyor olmanız, böylece harekete desteğimizi görselleştirebiliriz. Online olarak da bizi paylaşımlarınızdan haberdar edebilirsiniz (@zumbaradan- #globalsharingday).

Ne dersiniz, dünyadaki birçok kişi ile aynı günde farklı paylaşımlarda bulunuyor olmak keyifli olmaz mı? :)

P.S1: Bu günde grup çalışmaları düzenlemek isteyenlere her türlü organizasyon desteği sağlayacağız. Online grup çalışmaları da düzenlemeyi düşünebilirsiniz.
P.S2: Shareable’daki yazı için:
@ http://www.shareable.net/blog/shareable-helps-launch-a-global-day-of-sharing