Bisikletle Kutsal Yolculuk: Bir Sunma ve Kabul Etme Seyahati

yelizyilmaz |
31 Ekim 2013 |

Bin Paise Cycle Yatra, Chale, Chalo! Chalo! Cyclewalleh zindabad! – Bedava Bisiklet Yolculuğu. Haydi Gidelim! Haydi, Haydi! Yaşasın Bisiklete Binenler!

Shilpa Jain <shilpa@swaraj.org>

* Bu yazı Zumbara aracılığıyla, saat karşılığında Deniz Altuntaş tarafından çevirilmiştir. Makale Shikshantar’ın ‘Reclaiming the Gift Culture‘ kitabında yer almaktadır. Deniz’e desteğinden dolayı teşekkür ederiz.

Son birkaç yıldır, Swapathgami’deki arkadaşlarımız “bildiklerinden vazgeçme” üzerine iddialı bir maceraya ev sahipliği yaptılar: bir hafta süreyle bisikletle seyahat. İddia neydi? Kimse yanına kuruş dahi almadı – bir lira bile- ve tabii ki yiyecek, cep telefonu, Ipod veya alopatik ilaçlar da… Bisikletle kutsal yolculuk, hem içe hem dışa dönük ruhani bir seyahattir. Bile bile girişilen, para korkusunu yenmenin ve kendimizi armağan ekonomisine yeniden yakınlaştırmanın bir deneyimi. Dayandığı güç ise; bize sevgi ve şefkat göstermenin yanısıra, yiyecek ve barınak da sunan insanların, doğanın ve evrenin iyilik ve cömertlikleridir. Çoktan görünmez kılınan armağanlarımızı tekrar keşfetme ve değerini bilme üzerine bir gezi.

Kutsal yolculuklara çıkmış herkes için aşılması gereken ilk psikolojik engel; evi, para almadan terkediyor olmaktır. Biz şehir insanları, bu kadar savunmasız olmaya alışkın değiliz. Bu öğrenilmiş savunmasızlık hissi, armağan ekonomisine ulaşmakta anahtar görevi görüyor. Ve sonra, diğer “güvenli alanlar” (hazır yemek, teknoloji ve ilaçlar) aşıldıkça, kutsal benliğimiz daha çok açığa çıkıyor. Kutsal yolculuk sırasında, günlük ihtiyaçlarımızı marketten alarak gideremeyiz. Bu yüzden insanlarla para veya statü farklılıkları söz konusu olmaksızın iyi iletişim kurmanın yollarını bulmalıyız. Yani, reddedilme ihtimali de var. Çoğumuz için aşılması kolay bir mesafe değil ama bunu defalarca deneyimlemiş biri olarak, biliyorum ki Kutsal Yolculuk yalnızca olası değil, aynı zamanda özgürleştiricidir.

3 Hafta süren 3 ruhani yolculuğa katıldım. (İkisi Mewar/Rajasthan’da, biri Chandiragh/Punjabi’de) Bu, her şeyden önce bir sunma ve kabul etme yolculuğudur. Ancak kendinizi cömertçe ve karşılıksız sunarsanız ve diğerlerinin armağanlarını kabul edecek kadar alçak gönüllüyseniz işe yarar.

İlk seyahatimden kısa bir öykü: Sekiz kişiydik. Birçok kişi o zamana dek ayrılmak zorunda kalmıştı, ya hastalanmışlardı ya da aileleri dönmelerini istemişti. Biz, “hedef”imize varmıştık (Udaipur’a geri dönmeye başlayacağımız, döngünün diğer ucundaki nokta): Jaisamand Gölü. Çok güzeldi. Birçoğumuz yüzmek için göle girdi. Güneş yakıcıydı. O yüzden biraz bekleyip, hava biraz serinleyince de geceyi bir köyde geçirmek üzere yola çıkmayı planladık.

Beklerken, bizi ve bisikletlerimizi merak eden satıcılarla sohbete daldık. Kısa bir zaman geçti ve bir de baktık ki bir duvarı boyuyoruz, chaat yapmak için sebze doğruyoruz, uğrayacagımız köylerde sunmak için hazırladığımız kısa oyunlar ve jonglör gösterileri yapıyoruz. Bunların karşılığında kabul ettiklerimiz ise; çay, meyveler ve hatta develere binmek.

Sonra, yerlileri ve yabancı turistleri göle götüren tekneciler, geceyi onların adasında geçirir miyiz diye sordular. Aileleri bu adada 400 yıldan fazladır yaşamıştı ve aileden 65 kişi halen orada yaşıyordu. Bisikletlerimizi gece boyunca koyabileceğimiz uygun bir yer bulmamıza yardım ettiler ve biz de onlara, adalarındaki evlerine doğru, gün batımında eşlik ettik. İkişer ikişer evlere dağıldık. Sohbet ettik. Birlikte yemek hazırladık ve yedik. Gece, bütün çocuklar etrafımızda toplandı; çadırımızı ve müzik enstrumanlarımızı onlarla paylaştık. Oyunlar oynadık. O gece, Asya’daki en büyük yapay gölde yüzen bir adadan bakarken, yıldızlar büyüleyiciydi. Sabah erkenden uyandık, inek ve bufalo ahırlarının temizliğine yardım ettik. Taneleri dökülsün diye mısırları dövdük ve onları torbalara doldurmaya yardımcı olduk. Bazı dostlarımız makrome konusunda bilgi alışverişi yaptı. Biraz daha oyun oynadık. Daha sonra tekneciler, bizi bisikletlerimizin sapasağlam beklediği kıyıya geri götürdüler. Uzaklaşırken, hepimiz deneyimlediklerimizin cömertliği ve güzelliğiyle kendimizden geçmiştik. Sihir gibiydi.

Yani, para ve unvanlar olmadan yaşamanın nasıl bir şey olduğunu deneyimlemek isteyenleriniz için, bisikletle kutsal yolculuk, çarpıcı ve cesur bir girişim. Bu yolculuğun bir başka güzelliği, diğer programlardan farklı olarak, organize etmenin masrafsız olması (Bisikletler ve temel tamir aletleri hariç, onlar da ödünç alınıp geri iade edilebilir). Ama getirisi gerçekten paha biçilemez. Ne de olsa, “hazır”dan ibaret dünyamıza en iyi çare, insanlığa ve doğaya olan güvenimizin tazelenmesidir! Buradan ilk ve ikinci bisiklet yolculuklarımızın bir filmine ve bazı fotoğraflara ulaşabilirsiniz.

Bisikletle kutsal yolculuğun, insanlığa inancımızı tazelemenin en güzel yollarından biri olduğunu düşünüyorum.Deneyimlerimden, armağan ekonomisini sağlıklı bir şekilde tekrar özümsemek için birkaç temel prensip/uygulama öğrendim:

−Yabancılarla konuşun

Bisikletle kutsal yolculuk risk almayla ve gerçek benliğinizi ortaya koymakla başlar. Öğrenilmiş utangaçlığımızı, korkularımızı ve hatta egomuzu yenmeyi içerir. Bazen, kendimizi biraz daha zorlayıp, özelimizi de daha çok paylaşmamız demektir. Köylüler bu süreçte, bize sık sık “şahsi” sorular sorarak yardımcı oldular. Bu, aynı zamanda koşullanmış olduğumuz; “cahil”, “geri kafalı”, “fakir” gibi etiketleri bir kenara bırakmamızı; basmakalıp algılardan kurtulup, insanları birey olarak ve sundukları dostluklarıyla görebilmemizi gerektirdi.Biz, zamanla armağanlarımızın ve “diğerlerinin” değerini bilmeyi öğrendikçe, onlar “diğerleri” olmaktan çıktı.

-Sınırlarınızı tekrar değerlendirin

Yolculuğumuz sırasında, kısa zamanda sınırların, kuralların ve normların sonsuza dek değişmez olmadığını anladık. Ne de olsa insan elinden çıkmışlardı ve biz veya başkaları tarafından tekrar konuşulup değiştirilebilirlerdi. Yol esnasında “özel mülkiyet”, “hijyen”, grup hiyerarşisi, din, cinsiyet rolleri gibi geleneksel kavramlarımızı tekrar değerlendirebileceğimiz birçok durum deneyimledik. Bu “sınırları aşma” tecrübesi, birlikte öğrenmenin birçok fırsatını doğurdu. Birçok şey -otellerde, yerel resmi kurumlarda veya hostellerde kalmak yerine insanların evlerinde ya da doğada konaklamayı seçtiğimiz için- kendiliğinden ve çok doğal akışında gerçekleşti.

-Bir “Dürüst Emek Günü” gerçekleştirmeye çalışın

Biz, en başından itibaren yemeğimiz için çalışacağımız ve şehirleşmiş yerlere gidip de parazit misali (hep alan, alan, alan) bir ilişkiye devam etmeyecegimiz konusunda nettik. İlk olarak; yiyecek, hava, su vs. gibi tüketimleriniz için ne kadar emek vermeniz gerektiğine yalnızca siz karar verebilirsiniz.
Bunu size söyleyecek hiç kimse yok. Herkes kendisi için çalışmak zorundaydı ve grup halinde yolculuk ettiğimiz için de bunun nasıl olacağını hep birlikte çözdük. İkinci olarak; hiçbir emek “çok küçük” veya “çok büyük” değildir. Kim, her ne iş yaparsa yapsın -ağır tezek kutularını tarlaya taşımak veya sonsuz görünen saman balyalarını kamyonlara yüklemek veya biber toplamak veya evi süpürmek veya toprak ocakta gözlemeler yapmak veya bulaşık yıkamak- hepsini içtenlikle kabul ettik. Her çalıştığımız an; ellerimiz, kalplerimiz, zihinlerimiz ve ruhlarımız arasındaki bağları iyileştirmenin bir fırsatıydı. Son olarak; iş, beklenti olmadan ortaya çıkmalı. Bazen çalışırdım ve o aile bana içecek veya yiyecek sun(a)mayabilirdi. Yine de evrenin bana ihtiyacım olanı sunacağına inanarak gülümser, bu fırsat için onlara teşekkür eder ve işime devam ederdim.

-En yavaşınız kadar hızlı gidin

Bu söz, arkadaşlarımız Zapatistalar’dan alıntıdır. Yolculuk, bireysel olduğu kadar birliktedir de. Bir yarış ya da herhangi bir çekişme değildir. Yolculuk ettikçe, yolcuların hem kendi ihtiyaçlarına hem gruptaki diğerlerinin ihtiyaçlarına dair farkındalığı yavaş yavaş yükselir. Kendi kendine, yolcuları bir arada tutan bir güven çemberi oluştu. Önde gidenler yavaşlayıp, herkesin görünür mesafede olduğuna emin oldu; yol ayrimlarinda durup kimsenin geride kalmadığını garantiye aldı. Patlak lastik ve bisiklet tamiri için malzemesi olanlar, ihtiyacı olan herkese yardımcı olabilmek için en arkalara kadar geldiler. Yorulduğumuzda birbirimize masaj yaptık. Yemeğimiz azaldığında elimizdekini paylaştık. Birbirimize, hislerimizi ve kavrayışlarımızı paylaşmak için zaman ve mekan tanıdık. Yol boyunca; iletişim, anlaşmazlıkları dönüştürme ve birbirimizi dinleme adına birçok şey öğrendik.

 

Bisikletle Kutsal Yolculuk: Bir Sunma ve Kabul Etme Seyahati için 1 Yorum

  1. Şükran, civarı yazdı:

    Ah genç olmak vardı çok imrendim..yaşamı varolduğumuz gibi doğal yaşamak yaradılanı yaradandan dolayı sevmek cooook güzel..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>