Yapmayı sevdiğin şeyleri başkaları için yap, istediğin şeyleri başkalarından öğren.

HEMEN TIKLA, SEN DE ZUMBARA’YA ÜYE OL!

Dayanışma Ekonomisi

aysegulguzel |
05 Eylül 2016 |

* Bu yazı Zumbara aracılığıyla, saat karşılığında Zumbara kullanıcıları tarafından çevirilmiş ve düzenlenmiştir. Makale Shikshantar’ın ‘Reclaiming the Gift Culture‘ kitabında yer almaktadır. Zumbara topluluğuna desteklerinden dolayı teşekkür ederiz.

‘Ekonomi’nin arz-talep piyasalarından ibaret olmadığını varsayalım. En geniş anlamıyla ekonomi, biz insanların bir arada, birbirimizle ve Dünya ile ilişki içinde nasıl hayatlar yarattığımız hakkındadır. Beşerî ekonomi, gereksinimlerimizi karşılama ve hayallerimizin peşinden koşma sürecinde yarattığımız çeşitli toplumsal ilişkilerin tümünü içerir. ‘Serbest piyasa ekonomisi’, ‘işler’i ve ‘ücretler’i ile kapitalizm, ailelerimizde ve parçası olduğumuz topluluklarda hayatları gerçekte nasıl yarattığımız ve sürdürdüğümüzün yalnızca bir parçasıdır.

Dev bir ‘Ekonomik Sistem’ aldatıcı fikrinden soyunduğumuzda, yüzeyin hemen altında yaşayan ve iyi olan çok farklı ekonomilerin işleyişini görmeye başlayabiliriz. Bunlar, borsacıların ve ‘uzman’ ekonomistlerin ekonomileri değil, bizlerin ekonomileridir, gündelik hayatlarımız ve ilişkilerimizle kurduğumuz ekonomilerdir.

Hayatı devam ettiren bu ‘mikro ekonomiler’ birbirinden inanılmaz derecede farklı görünümlere sahip olmakla birlikte, birçoğu var olma, sağlıklı ve birbirini destekleyen insan topluluklarının yeniden yaratılmasını devamlı kılma yönelimini paylaşır. Bu ‘halk ekonomileri’nin birincil amacı, toplumsal hayatı, bütün çirkinliği ve bütün güzelliğiyle sürdürmektir. Bu amaç, özünde, ekonomik hayatın merkezine birikimi, büyümek için büyümeyi (geçerken belirtelim, bu kanserin tipik özelliğidir) koyan egemen kapitalist mantığa temelden karşıdır.

Kapitalist olmayan bu mikro ekonomilerin birçoğu, genellikle meşru ekonomiler olarak kabul görmeseler de bize yabancı değildir. Kapitalist olmayan bu ekonomilerin hepsinin özgürleştirici olmadığına dikkat çekilmesi büyük önem taşır, ancak burada en olumlu ve ilham verici olan türlerden bazılarını vurgulamak istiyorum:

Hane ekonomileri – temel gereksinimlerimizi kendi becerilerimizle karşılayarak evde ve/veya toprakta/toprakla çalışmak: çocuk bakmak, tavsiye veya teselli sunmak, ilişki sorunlarına çözüm bulmak, temel hayat becerileri (örneğin nasıl konuşulacağını!) öğretmek, yemek pişirmek, dikiş dikmek, temizlik yapmak, ev yapmak, bütçe yapmak, araba tamiri, bahçıvanlık, çiftçilik, hayvan yetiştirmek. Ataerkil sistemin görünmez kıldığı ya da ‘kadın işi’ diyerek değersizleştirdiği birçok iş türü.

Takas ekonomileri – arkadaşlarımızla ve komşularımızla hizmet değiş tokuşu yapmak, bir yararlı şeyle diğerini değiş tokuş etmek: ‘İyiliğe iyilikle karşılık vermek’, bitki ya da tohum değiş tokuşu, kökü tarihe uzanan yerel değişim araçları.

Kolektif ekonomiler – basit haliyle bu ekonomiler kaynaklarımızı birleştirme, ‘paylaşma’ içerir: imece usulü bir yemeğe yiyecek getirmek, araç paylaşımı, borç vermek ve almak, tüketici kooperatifleri; en ‘radikal’ haliyle ise kolektif ekonomiler, kaynakların ortak mülkiyetine ya da ortak kontrolüne dayanır: kolektif topluluklar, sağlık kolektifleri, topluluk toprak tröstleri gibi.

Atık ekonomileri – Dünya’nın kendi armağan ekonomisinin bolluğuyla geçinmek: avcılık, balık tutma, toplayıcılık. Ayrıca insanların israfı ile geçinmek (birinin çöpü, başkasının hazinesidir): tahrip alanlarından eşya almak, eski araba parçaları kullanmak, hurda karıştırmak…

Armağan ekonomileri – kaynaklarımızın bir kısmını başkalarına ve parçası olduğumuz topluluklara vermek: gönüllü itfaiye, mahalle yiyecek bankaları, otostopçuları arabaya almak, komşuları yemeğe çağırmak.

Çalışanların denetlediği ekonomiler – çalışma koşullarını çalışanlar belirler: kendi işinde çalışma, aile çiftlikleri, çalışanların sahibi olduğu şirket ve kooperatifler.

‘Korsan’ ekonomiler – iktidardakilerin ‘hırsızlık’ diye damgalayabileceği, iktidarları ellerinden alınmış kişilerin ise ‘meşru gerialım’ diye adlandıracağı çeşitli şeyler: Robin Hood ya da Pretty Boy Floyd reenkarnasyonları, bina ve arazi işgalcileri.

Geçimlik piyasa ekonomileri – binlerce küçük işletme, büyüme ve servet biriktirme yönünde hiç ya da hemen hemen hiç istek duymaksızın varlığını sürdürür (hattâ iyi durumdadır). Bunlar, sahiplerine (genellikle çalışanlardır) sağlıklı bir hayat sağlamak ve daha büyük bir topluluğa temel bir hizmeti sunmak (kimi zaman bir toplanma alanı sağlamak gibi dolaylı bir hizmet olabilir) için kurulmuş ve sürdürülen geçimlik işletmelerdir.

Bu kategoriler, hayatlarımızın içine örülmüş çok sayıda farklı ve kapitalist olmayan ekonomik ilişkiden yalnızca birkaçını oluşturur. Bu ilişkileri saptama projesi, İmparatorluk Ekonomisi’nin dayattığı değersizleştirici ve aşağılayıcı bakış yollarından özgürleşmeye başlamamıza olanak sağlayan bir umut projesidir. Hayatımızın içinde var olan güçlü özgürlük alanlarını görmeye başlayabiliriz.

Ekonomik ilişkilerimizin çeşitliliğini keşfetme bağlamında, kapitalizmin kendisine ilişkin kavrayışımızı da yeniden tanımlamaya başlayabiliriz. Kapitalizmi ekonomi olarak değil, ekonomik alanı kolonileştirmeye dönük süregiden bir proje olarak görebiliriz.  Şanslıyız ki, kapitalistler, her ilişkiyi bir kâr etme fırsatına dönüştürmeyi başaramadılar. Kapitalizm, süregiden ama hiçbir zaman tam başarı elde edemeyen bir kolonileştirme projesidir.

Aslında, ‘yüzeyin altında’ halkın ekonomisi, yani bu temel işbirliği ve dayanışma biçimleri var olmasaydı, egemen ekonomi dağılırdı. Fabrikalar kapandığında, buz fırtınası yaşadığımızda, evlerimiz yandığında ya da ücretimiz yetmediğinde bizi hayatta tutan bunlardır. Toplumumuzun dokusunu oluşturan, bizi insan yapan ve en temel gereksinimlerimiz olan sevgi, ilgi ve karşılığı desteği sunan ilişkiler bunlardır. Bunları bize sunan, kuşkusuz, kapitalizm değildir!

Dayanışma Ekonomisi burada, alternatif ekonomilerin zaten var olduğunu, yaratıcı ve yetenekli insanlar olarak bizlerin kapitalist sistemin göbeğinde farklı türde ekonomik ilişkiler yaratmış olduğumuzu fark ettiğimizde başlar. Parayla tanımlanmayan kendi servet ve değer biçimlerimiz var. Bu ekonomiler, önceliği rekabete ve kâr etmeye vermiyor, insan gereksinimlerini ve ilişkilerini merkeze alıyor. Yeni bir ekonominin, işbirliği, eşitlik, çeşitlilik ve kendi kaderini belirleme ekonomisinin, bir ‘dayanışma ekonomisi’nin toprağa atılmış tohumları onlar.

Kapitalist ekonomi bu tohumları değersizleştirmiş ya da bizden saklamış olsa da, onları alternatif ekonomik örgütlenişimiz için başlangıç noktaları olarak kullanabiliriz. Dayanışma ekonomisi projesi, bu tohumları sulama, diğer bir deyişle, var olan dayanışma alanlarını saptayıp genişletme ve bu süreçte, yeni ve daha büyük dayanışma alanları yaratma projesidir.

Dayanışma, yerel ve küresel düzeyde karşılıklı ilişkilerimiz konusunda aktif sorumluluk almaya dönük dinamik ve kolektif süreci betimleyen güçlü bir sözcüktür. Dayanışma içinde iken, kaderimizin insan olan ve olmayan başkalarının kaderine bağlı olduğunu, kimi zaman son derece eşitsiz ve baskıcı olan karşılıklı bağlantılarımızın bilinçli eylem ve dönüşüm gerektirdiğini fark ederiz. Dayanışma yoluyla, başkalarının farklılığını, özerkliğini, gücünü ve saygınlığını fark ederiz. Özgür ve sevinçli olma mücadelelerimizin birbirinden, sandığımız kadar farklı ya da uzak olmadığını anlarız. Ortak mücadele konusunda etik pratik geliştirmeye başlarız.

Sık sık insanların ‘bir şeye karşı olmak kolay; pozitif alternatiften yana olmak çok daha zor’ dediğini duyarım. ‘Ekonomi’ye ilişkin egemen öyküye inanır ya da alternatifi adlandırma ya da yeni ekonomik sistemi teknik ayrıntılarıyla anlatma zorunda olma tuzağına düşecek olursak bu gözlem doğru olabilir. Öte yandan, başka bir öyküyle, kapitalist ekonominin yüzeyinin altında alternatif dünyaların tohumlarının var olduğunu ve hatta filizlenmekte olduğunu görebiliriz. Yükümlülüğümüz, soyut bir şablon ya da şema geliştirip sonra da herkesi bunu izlemeye ikna etmek (ya da zorlamak) değil, çevremizdeki umut ve yaratı alanlarını saptamak, adlandırmak, kutlamak, onları güçlendirmek ve birbiriyle bağlantılı kılmak için örgütlenmek ve bunları yaparken yeni olanaklar ve ilişkiler yaratmaktır.

Bu bakış açısından doğabilecek yaratıcı projeler kuşkusuz, birçok başka dönüştürücü çalışmayla da bağlantılandırılmalıdır. ‘Karşı’ olmak nasıl yeterli değilse, yaratmak da yeterli değildir. Birçok farklı eylem biçimini kapsayan ve birbiriyle bağlantılandıran toplumsal hareketler inşa etmeliyiz; kendimizi ve içinde yer aldığımız topluluğu zarar görmekten koruyacak savunma eylemleri; var olan baskı ve sömürü yapılarını ve bütün ırkçı, seksist, sınıfçı, homofobik ve başka şekillerde dışlayıcı biçimlerini sorgulayacak saldırı eylemleri; çok çeşitli şekillerde dayatılmış olan acı ve tükenmişliği ele alacak ve iyileştirecek sağaltım eylemleri; günlük gereksinimlerimizi karşılayacak ve egemen toplum ve ekonominin baskılarından kurtulmamıza yardımcı olacak alternatif yapıları kuracak yaratıcı eylemler..

O halde, toparlayacak olursak: Hepimiz ‘dayanışma ekonomistleri’yiz. Birlikte, ekonomilerimizi, çalmış olanlardan geri alabiliriz. ‘Ekonomi’ sözcüğü Yunanca oikos (ev) ve nomos (kurallar/yönetim) sözcüklerinden gelir. Evin yönetimi. Kimin evi? Bizim evimiz! Kimin yönetimi? Kolektif özyönetim! Birlikte, evlerimizi güvenlik, ilgi, sevgi, iyilik, büyüme ve dayanışma alanları halinde geri kazanabiliriz.

Ethan Miller <ethanmiller@riseup.net>

Zumbara Eskişehir Buluşmasının Ardından

aysegulguzel |
23 Şubat 2016 |

Sonunda Zumbara olarak Eskişehir’e yolumuz düştü. Zumbara ruhu ile benzer ruha sahip olduğunu uzaktan uzağa hissettiğimiz şehri az da olsa yaşamak, Eskişehir’lilerle ve orada yaşayanlar ile buluşmak, Zumbara hikayesini anlatmak ve onların Zumbara ile ilgili hikayelerini ve heyecanlarını dinlemek pek bir keyifliydi.

 

Buluşmanın sonunda Zumbara Eskişehir’in geleceği üzerine bir de beyin fırtınası yaptık. Fikirce zengin bir çalışmanın ardından çıktıları sizlerle paylaşmak istedik.

 Zumbara Eskişehir gönüllüleri ilk ev buluşması:

Öncelikle Eskişehir Zumbara gönüllülerinin yaratıcı drama etkinliği ile aralarında ilişki oluşturmak, birbirlerini daha iyi tanımak ve neler yapabiliriz’i konuşmak için bir araya gelmesi (Mustafa Avcı)

21 Şubat tarihli Zumbara Eskişehir buluşmasına katılan grup bu Pazar günü 17:00-20:00 arasında Züleyha’nın evinde bir araya gelecek

Ev buluşmasında yaratıcı drama yapılacak (Neslihan&Züleyha)

İlk ev buluşmasında iş bölümü yapalım (Mustafa Talak)

İlk buluşmada herkes birbirine bir kitap verebilir, okunduktan sonra kitaplar değerlendirilebilir (Öznur)

İlk buluşmada ev yapımı kek, börek ve çörek yapabilir annanem (Melih)

Zumbara ekibinden destek:

Zumbara Eskişehir aktif gönüllüleri Zumbara destek grubuna eklenebilir (Ayşegül)

Eskişehir’de büyük topluluk etkinliği yapılmak istenirse destek olabilirim (Ayşegül)

Zumbara.com’da Eskişehir aktifleştikten sonra adminlere email olarak düşen günlük servis değişimleri ve 3’den fazla teklif alan servisler emailları aktif Eskişehir gönüllüleri ile paylaşılabilir (Ayşegül)

Topluluk oluşturma rehberi yollanacak (Ayşegül)

Zumbara Eskişehir etkinliklerinin yapılabileceği alternative mekanlar hakkında:

Adım Sanat (Neslihan)

Eflatun Kitap Kahve (Züleyha)

Bahçe, barbekü, piknik ve bahçedeki odada etkinlik. Zeynep’in evinde (Zeynep)

Kıraathane kafe (Sami)

Tepebaşı gençlik merkezi (Ayşegül)

İletişim Kanalları:

Facebook’ta Zumbara Eskişehir grubu/sayfası açılabilir (Anıl)

Zumbara Eskişehir buluşmasına katılan kişiler arasında bir whatsup grubu kuruldu. Herkesin whatsup’ı olmamasından dolayı ev buluşmasında alternatif bir iletişim kanalına karar verileceği konuşuldu

Toplu etkinlik önerileri:

Adalarda yeryüzü sofrası (Mustafa Talak)

Toplu olarak en az ayda 1 kez düzenli, tüm Zumbaralılara açık etkinlikler yapalım (Mustafa Avcı)

Grup çalışmaları/atölye önerileri:

Kanepe konseri verebilirim (Simge)

Masal atölyesi verebilirim (Neslihan)

Drama atölyesi verebilirim (Neslihan)

Tatlı yapımında yardımcı olabilirim (Öznur)

İngilizce dersi verebilirim (Simge)

Kickboks, muaythai tae-bo dersi verebilirim (Zeynep)

Şeker hamuru, kurabiye ve ev yapımı yemekleri öğrenmek isteyenlere yardımcı olabilirim (Zeynep)

İlk yardım dersi verebilirim (Zeynep)

Küçük bir bahçemiz var ve onun düzeltilmesini istiyorum,  insan gücüne ihtiyacım var (Mustafa Avcı)

Bahçe, tavuklar ve köpekler ile ilgilenmek isteyenlere yardımcı olabilirim (Zeynep)

Akvaryum konusunda fikir verebilirim (Abdullah)

Avustralya’da dil eğitimi düşünenler ile deneyimlerimi paylaşabilirim (Melih)

İELTS’e hazırlananlara önemli bilgiler/taktikler verebilirim (Melih)

Mersin hakkında bilgi verebilirim (Abdullah)

Van ve Mardin hakkında bilgi verebilirim (Mustafa Avcı)

Macar yemek kursu ve kültür etkinlikleri verebilirim (Dalma)

 

Eskişehir’de olacakları heyecanla bekliyoruz! Bu Pazar buluşmasının fotoğraflarını bizimle paylaşmayı unutmayın :)

 

 

Zumbara İzmir Buluşması Ardından

aysegulguzel |
14 Ocak 2016 |

16 aydır İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı iki köyün arasında, doğanın ortasında yaşıyorum. İzmir’e taşındığımdan beri Zumbara İzmir oluşumuna İstanbul’da edindiğim deneyimler aracılığı ile destek vermek istiyor ancak çiçeği burnunda bir anne olarak bu alanı yaratamıyordum. Bir yandan da İzmir’de yeni tanıştığım bir çok kişiden Zumbara İzmir örgütlenmesine destek olmak istediğini duyuyordum.

Hal durum böyleyken, Meltem’in Zumbara üzerine birlikte çalışmak için İzmir’e gelmesini fırsat bilip bir etkinlik daveti açmaya karar verdik. Hali hazırda Zumbara İzmir grubunda olan arkadaşlar ile de konuşup, Zumbara İzmir’in geleceği üzerine birlikte kafa yorabileceğimiz bir alan yaratma niyeti ile 9 Ocak’ta bir araya geldik.

Zumbara’da her topluluğun kendi sorunlarının cevabını kendi içinde barındıracak zenginliğe sahip olduğuna dair bir inancımız var. O nedenle yerelde ki örgütlenmeleri desteklerken, insanların dayanışma sorumluluğu almalarını ve sahadaki deneyimi düzenli olarak paylaşarak birbirimizden öğrenmeyi savunuyoruz yıllardır. Tam da bu sebeple Zumbara İzmir Buluşması bir armağan çemberi ile başladı. Topluluktaki ihtiyaçları ve zenginlikleri gördüğümüz, biz bize yeteriz’i deneyimlediğimiz ve Zumbara’nın ne olduğunu bir çember aracılığı ile idrak ettiğimiz önemli bir araç bizim için armağan çemberleri.

Ardından Zumbara deneyimimiz ve Zumbara İzmir hikayesi üzerine konuştuk. Biriktirdiğimiz deneyimlerimizi, hikayelerimizi ve öğrendiklerimizi paylaştık. Sonunda sıra Zumbara İzmir örgütlenmesi üzerine beyin fırtınasına gelmişti. Bir çok fikir konuşuldu. Çıktıları aşağıda paylaşıyorum;

Grup çalışmaları/atölye önerileri:

- Plak dinletisi organize edebilirim (Murat)

- Kişisel bilişim güvenliği konusunda yardımcı olabilrim (Ersin)

- Başka bir okul nasıl mumkün olur anlatabilirim (Öznur)

- Denizcilik ile ilgili sohbetler yapabilirim (Ata)

- Oyunculuk ile ilgili sohbetler yapabilirim (Ata)

- İzmir’de gezilecek yerler için yardımcı olabilirim (Ersin)

- İzmir ile ilgili ara sokak keşifleri turu yapabilirim (Çağrı)

- Günlük doğa gezileri ve ‘haiku’ inzivaları düzenleyebiliriz (Burak & Sezin)

- Meditasyon, şifa çalışmaları ve yoga yapabiliriz (Dane)

- Tai-chi dersi verebilirim (Mehdi)

- Zumbara örgü annesi olmak istiyorum (Türkan Tekeli)

- Psikoloji ile ilgili merak edilen sorulara yanıt verebilirim (Merve)

- Sıkıntılarını paylaşmak isteyen kişilerin sıkıntılarını dinleyip, nasıl baş etmeleri üzerine birlikte düşünebiliriz (Merve)

- Arabuluculuk ve müzakere eğitimlerinin organizasyonuna destek olabilirim (Canses)

- Go eğitimi verebilirim (Canses)

- Zeybek eğitimi verebilirim (Canses)

- Başlangıç işaret dili eğitimi verebilirim (Canses)

- Ağız arpı eğitimi verebilirim (Aysun)

- Satranç eğitimi verebilirim (Aysun)

- Girişimcilik eğitimi verebilirim (Aysun)

- Korece eğitimi verebilirim (Aysun)

- Sosyal girişimcilik ve alternatif iş modelleri üzerine fikir geliştirme üzerine sohbet edebiliriz (Sezin)

- Sosyal medya ile ilgili eğitim verebilirim (Çağrı)

- Basketbal gibi sporlarda size eşlik edebilirim (Ata)

- Karşıyaka’da sabah sporu yapıyorum, buna Zumbaralılar da katılabilir (Ersin)

Daha uzun soluklu atölyeler/gruplar/kulüpler 

- Üflemeli çalgı grubu kurup yönetebilirim (Gürkan)

- Bilim kurgu grubu kurmayı üstlenebilirim (Ersin)

- İzmir’e yeni gelenlere İzmir’i keşfetme kulübü kurabilirim (Mert)

- Alternatif ekonomiler üzerine konuşma/paylaşma/düşünme toplaşkaları düzenleyebilirim (Burak)

- ‘Meclis’ ve çember kültürünü tanıtmak/deneyimlemek için toplantılar düzenleyebiliriz (Burak & Sezin)

- İngilizce ya da diğer diller için konuşma kulübü kurabiliriz (Hazal, Ata, Canses)

Topluluk etkinliği önerileri 

- Takas pazarı düzenleyebilirim (Murat)

- Açık sahne etkinliği organizasyonuna destek olabilir, İstanbul’daki deneyimlerimi paylaşabilirim (Ayşegül)

- Zumbara farklı şehirlerde eş zamanlı etkinlikler düzenleyebilir (Murat)

Sosyal değişime yönelik öneriler

- Zumbara’da engellilere yönelik projelere eşlik edebilir ve bunu organize edebilirim (Emine)

- Dernek statüsüne de geçmişken sosyal sorumluluk projeleri yazılamaz mı?(Burçin)

- Zumbara İzmir olarak down cafe ziyareti yapabiliriz (Selim)

Zumbara mekanları önerileri

- Ev buluşmaları için evimizi açabiliriz (Burak&Sezin, Aysun, Deniz, Çağrı)

- Originn’i Zumbara İzmir ile konuşup kararlaştıracağımız belirli zamanlarda Zumbara İzmir kullanımına açabiliriz (Nazey)

Zumbara İzmir organizasyon grubunu desteklemek hakkında

- Etkinlikler için gereken posterlerde grafik tasarım desteği verebilirim (Ersin)

- Yapılan etkinlikler ile ilgili kayıt tutulması, video/fotoğraf kaydı ve paylaşılmasında rol alabilirim (Ersin, Mehdi)

- İzmir Zumbara bireysel bağış kampanyası yapabilirim (Öznur)

-  İzmir buluşmaları için organizasyon yardımında bulunabilirim (Murat)

Zumbara İzmir organizasyon ekibine katılmak isteyenler

- Mehdi, Ersin, Murat, Canses, Hasan, Ata, Gürkan, Atabey, Hazal, Çağrı (sosyal medya desteği), Aren, Ayşegül, Öznur

Diğer fikirler

- Grafik tasarım topluluğu oluşturabiliriz (Ersin)

- Öğrenme bilimi enstitüsü kurabilirim (Aren)

- Uluslararası eğitim masası kurabilirim (Aren)

- Yeni projeler üretmek için beyin fırtınası grubu kurmayı üstlenebilirim (Ersin)

- Devletin sağladığı hibe programları ile proje üretecek bir topluluk kurabiliriz (Ersin)

- Slack adlı platformu kullanarak fikirlerin devam etmesini sağlayabiliriz (Nazey)

- Gönüllülük dışında yarı profesyonel, profesyonel çalışan olmalı (Öznur)

- Topluluk olma amaçlı eğitimlerin yapılması faydalı (Öznur)

- Dernek işlerinde projeler ve işleyişte yardımcı olabilirim (Gürkan, Aysun)

- Zumbara üyeleriyle yurt dışı gezileri yapılabilir (Merve)

- Bilmediğimiz şehirler için o şehri bilen birinden bilgi almak ve mümkünse birlikte dolaşmayı organize edebilirim (Merve)

- Zumbara hikayelerimi paylaşabilirim (Canses)

- İngilizce öğrenme kolaylaştırıcısı olabilirim (Aren)

- Zumbara’nın oyun ablası olabilirim (Hazal)

- zumbara.com platformunun amacına uygun&verimli işlemesi için moderasyon hizmeti verebilirim (Betül)

Bu sırada zumbara.com’un 4. versiyonunun programlanması gündemde. Bizi heyecanlandıran bu haberi de buradan çıtlatalım! Bu sebeple de kısacık da olsa web sitesi ile ilgili fikirleri de almak için bir alan açtık. İşte çıkan fikirler şöyle:

- Topluluk modersayon modeli incelenebilir. Örn stackoverflow (Mert)

- zumbara.com’un mobil uygulaması olsa (Murat)

- Siteyi açar açmaz ilgimi çekebilecek servisleri görebilmeyi isterdim (Mert)

- Kullanıcıların servis değişimi hikayelerini ve fotoğraflarını paylaşmaları daha fazla motive edilse (Ersin)

- Dönüş yapmayan kullanıcıların filtrelenmesi (Betül)

- Zumbaranın amacı dışındaki içerik girişlerinin silinmesi ve sitenin sadeleşmesi (Betül)

- Servis başlıkları daha düzgün olsa. örn fasulye yapmak vermek istiyorum gibi düşük cümlelerle karşılaşmasak (Mert)

- zumbara.com içerisinde örgütlenme ve beyin fırtınası için bir bölüm oluşturulması (Ersin)

- Grup çalışması ödemesi nasıl olmalı? oyun kurgulama deneyimim sonucu üzerine fikir üretebilirim (Mert)

- Uzun süre girmeyen kullanıcıyı askıya alma

- Sitede 1-1 servis değişimleri dışında etkinlik ve grup çalışması da açılabilse

- Yakınlaşan Zumbara etkinliklerini gösterme

- Dönüş oranının sitede etkin olması

Toplantı notlarını yazmak benim sorumluluğumdu. Biraz gecikmiş olsam da bu blog yazısı ile birlikte çıkan fikirleri toparlamış oldum. Beklemede olanlar kusura bakmayın lütfen. Şimdi sonraki adımlar ise etkinliğe katılan arkadaşlar ile bu blog yazısının paylaşılması ve ardından Zumbara İzmir organizasyon grubuna katılmak isteyen arkadaşlar ile bir buluşma ayarlayıp, neler yapabileceğimize dair daha detaylı konuşmak.

Vakit dayanışma zamanı. Her şekilde, herkesle, belki de sırf dayanışmak için dayanışma zamanı. Dayanışma sorumluluğu her birimizde. Dayanışma sorumluluğunuzun içerisinde Zumbara dünyasından da geçmek isterseniz, yalnız değilsiniz. Bize katılın. Aklınızdakileri paylaşın, aksiyon alın, deneyimlerinizi anlatın. Dayanışma dünyasını birlikte büyütelim. Destek olmamızı isterseniz bize aysegulguzel@zumbara.com veya info@zumbara.com’dan ulaşabilirsiniz.

Son olarak da mekanını bize açan ve fotoğrafların çekiminde ekibi ile destek olan Originn ailesine sonsuz şükran!

Zumbara İzmir hakkında haberlerimizi aktarmaya devam edeceğiz.

Sevgiyle kalın!

 

Valla profil fotosu artık yükleniyor…

aysegulguzel |
16 Ocak 2015 |

Demek ki olay niyet etmekmiş. Negatif düşünmemek, evet ya olacak demek, inadına inanmak, yılmamak, yılmadan yola devam etmek…Tamam evet biraz gaza gelmiş olabiliriz, ama napalım, artık Zumbara’da profil fotoğrafı yükleme sorunu yok. Uzun zamandır sizi rahatsız eden, sizi rahatsız ettği için de bizi rahatsız eden bu ‘bug’ı artık çözdük. İnanmıyorsanız test sonuçları aşağıda :)

Yeliz’in niyeti gerçekleşiyor yani, Zumbara kodlama ekibi yine yine yeniden iş başında! Ah unutmadan kodlama ekibinin parçası olmak isteyenlere kapımız sonuna kadar açık, bilesin…

 

 

‘Zumbara açılmıyor’

yelizyilmaz |
26 Aralık 2014 |

Dün akşam İTÜ Pemakültür Kulübü’nün Zumbara’yı davet ettiği etkinliği ve bu sabah Zumbara’dan Cem’in FB’dan yayınladığı bu fotoğrafı da gördükten sonra bu yazıyı tüm Zumbaralılarla paylaşmak istedim.

Zumbara bilindiği üzere hem çevrimiçi (www.zumbara.com), hem de çevrimdışı ayağı olan bir topluluk. Çevrimdışı değimizde, insanların yüzyüze görüşerek bir araya geldikleri servis değişimlerini, buluşmaları ve etkinlikleri kastediyoruz. Zumbara’nın çevrimdışı tarafı birçok ilde aktif bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Fakat çevrimiçi kısmında bir takım sıkıntılar yaşıyoruz.

Zumbara 2013 yılının başında Armağan Ekonomisi ile yoluna devam etmeye karar vermişti. Ayşegül ve Meltem’in bu videosuyla hafızalar tazelenebilir.

Aldığımız bu karar sonrasında Zumbara’nın çevrimiçi kısmı ile tam zamanlı olarak birisi ilgilenemediği için zaman zaman teknik sorunlar yaşadık. Ardından bir kitle fonlaması kampanyası yaptık ve toplanan destek ile sitedeki sorunların bir kısmı düzeltildi. Bu destek sonrasında sistemdeki bakım işlemlerinin eksikliği sonucu teknik sorunlar yaşamaya tekrardan başladık. Çünkü Zumbara.com gibi yazılımsal olarak karmaşık ve büyük bir sistemin en azından bir kişi ile tam zamanlı olarak geliştirmesi ve bakımının yapılması gerekiyor.

Bu süreçte gönüllü olarak bizden desteğini esirgemeyen çok sayıda kişi oldu. Hala da gönüllü çabalarla site ayakta tutuluyor. Gün geldi siteyi barındıran sunucunun ücretini karşılayamadığımız için sponsor desteğiyle başka sunuculara taşınmak durumda kaldık. Benim bildiğim kadarıyla site şu an 3. kez geçici olamak üzere bir yere taşınmış durumda. Bu taşıma işlemleri yapıldıkça sistemde hatalar çıkıyor tabii ki. Zaman zaman site açılmıyor veya şu aralar profil fotoğrafı bile yükleyemiyoruz. Hatta 2 gün öncesine kadar, bu yazıyı paylaştığım blogumuz uzun bir süredir yayın yapamıyordu. Sağolsun Ahmet tekrardan blogumuzu yayına aldı ve bu yazıyı okuyabiliyorsunuz :)

Her ne kadar teknik sorunlar yaşasak da, Zumbara’daki heyecan hala ilk günkü gibi devam ediyor. Topluluğa olan güven, bağlılık ve ihtiyaç aşikar. Zumbara.com, dünyada zaman bankası uygulamasını kullanan toplulukların çoğunda olmayan bir sosyal ağ görevini üstleniyor. Bu sebeple yazılımının geliştirilmesine devam etmek gerek.

Daha önce şöyle fikir ortaya atılmıştı ama hissediyorum ki bu fikri uygulama ve güçlerimizi birleştirme vakti şimdi geldi :) Buluşup konuşmalıyız! Zumbara.com için bize görüş, öneri ve teklif getiren birçok kişi ve grup oldu. Bu konuda enerjisi olan ve katkı koymak isteyen herkesin bir araya gelerek bir beyin fırtınası yapıp, websitesinin düzenlenmesi için yol haritası çıkarması güzel olmaz mı? Yeni yılda dilek dilemek adettendir. Benim de 2015′ten Zumbara için dileğim websitesinin teknik sorunlarından arınması ve geliştirilmesine devam edilmesi şeklinde. Böyle bir buluşmanın olmasına niyet ettim gitti :)

Armağan Verme ve Kamusal Alan

yelizyilmaz |
18 Ağustos 2014 |

Maralena Murphy ve Jenny Leis <jennyleis@riseup.net>

* Bu yazı Zumbara aracılığıyla, saat karşılığında Emre Çakman tarafından çevirilmiştir. Makale Shikshantar’ın ‘Reclaiming the Gift Culture‘ kitabında yer almaktadır. Emre’ye desteğinden dolayı teşekkür ederiz.

Bu yayındaki diğer eserler, eksiksiz ve anlaşılır bir biçimde, armağan ekonomisinin, dönüşüme uğrayan insan ilişkileri ekosisteminin ortaya çıkışıyla olan ilişkisinden bahsetmektedir. Bu makalede ise, birlikte çalışmak için fiziksel bağlarla bağlanmış biyolojik varlıklar olduğumuz, biriktirmek ve gözetmekten ziyade, vermekle daha büyük tatminler yaşadığımız önermesini kuvvetlendirmek istedik.O halde, sorumuz şu: Bu kamusal, esaslı, yaygınlaşabilir ve etkili bir yolla nasıl yapılır?

Portland, Oregon’daki ‘Şehir Onarım Projesi’ (The City Repair Project) serbest bölgeler oluşturarak ve kamusal alanda karşılıklı değiş tokuş imkanları sağlayarak armağan kültürünü evrensel anlamda yaşanır ve ulaşılır kılıyor. Şehir Onarımı çalışmasının özünde; karşıt durumunun kısa bir tarifiyle daha rahat anlaşılır hale gelecek olan, Alan Oluşturma (Placemaking) fikri yatıyor. Bizler Amerika Birleşik Devletleri’nde, egemenlik ilkeleri, isimsizlik ve kapitalist toplumun tarafsız değişim özellikleriyle demlenmiş hayatlar yaşıyoruz. Ailelerimizin inşa etmediği (ve muhtemelen hiçbir zaman sahibi olamayacağı) evlerde doğduk. Türdeş tasarımların sonucu olan coğrafyalara tanık olduk ve sınır içinde sınırlara hapsolmuş hayatlarımızla, doğal dünyanın saf çeşitliliğinden koptuk. Bize, dünyaya ‘YAŞIYORUZ; ŞİMDİ VE BURADA’ diye haykırırarak kök salmak için fırsat tanınmadı.

Placemaking (Alan Oluşturma), kent sakinlerinin aktif katılımcı olduğu, ikamet ettikleri; hayatlarının manzarasını oluşturan yerlerle ilişki kurdukları, kişilerin bu yerlere kamusal yönetim ve toplumsal yapıyla ilişki içinde olduğu hissiyle şekil verdiği çok katmanlı bir yöntemdir. Bu, çoğunlukla kamusal alanın ıslahıyla olur: sokak köşelerindeki yükseltilerin oturulabilir, dinlenip sohbet edilebilir yerler haline getirilmesi, kaldırımlarda komşuların yerel etkinlikler, ihtiyaçlar ve kaynaklar hakkında ilanlar paylaşabileceği kulübeler yapılması, kaldırımlara halkın kullanmadığı eşyalarını bırakabildiği ve ihtiyacı olanların bunlara ücretsiz sahip olabileceğini bildiği ‘ücretsiz kutular’ koyulması, gelip geçenlere buranın bir “Mekan: İçinde yaşanılan, sakinleri tarafından bilinen ve sevilen bir yer” olduğunu gösteren sokak boyamaları gibi projeler.

Bu projeler, her defasında, kendi muhitinde neler olmasını istediklerini tartışmak için bir araya gelen yerel topluluklar tarafından üstlenilir – kamusal alanda neler eksik ve bu topluluk, şu an yaşadığı yerde birlikte çalışarak, nasıl kendi cennet bahçesini yaratır? Böylece, Şehir Onarımcısı’nın işi, katılımcılarının hediyeler vermesini gerektirir –zaman, kaynak, enerji, mesuliyet ve hizmetten oluşan hediyeler. Verilen bu hediyeler sayesinde şehrin sosyal ve fiziksel onarımı tamamlanmış olur. Şehir sakinleri büyük oranda, para alışverişi ve bürokrasiden ibaret soyutlamalar yerine, tanıdık insanlar ve mekanlarla, yaşamak ve soluk almanın alışverişi üzerine ekosistemler geliştirmeyi öğrenir.

Buradaki önemli nokta, bu komşuluk projeleri armağan ekonomisinin deneyimlerini sunarken, projenin yaratımında yer almayanların durumu. Siz okuyucunun talihsizliği, Şehir Onarımcısı’nın işiyle edebi bir alanda karşılaşma yaşıyor oluşunuz. Onarılmış alanlardan geçen insanların deneyimlerini anlamanız için size gereken şey, betimlemeler: güzel bir tablo, topraktan yapılmış bir bank, ilan tahtasından bir mozaik. Trafiği yavaşlatan, yaşam detayı ve güzelliği yaratan, hiçbir mühendislik firmasıyla uyuşmayan bu projeler, insanların yardım edemediği ama durup ‘Bu ne?’ dediği baskın, şekilsiz ve kişiliksiz ‘kamusal’ fikrine alternatif, fiziksel bir boşluk sunmaktadır.

Bu ilgi ve merak kıvılcımı, bizim masum şehir sakinimizi hediye endüstrisine çekmek için bir kancadır: aniden, bir kulübeden bir bebek bakıcısının telefon numarasını alıyorlar ya da kendilerini bir bankta, gerektiğinden fazla kabak yetiştirmiş bir komşunun yanında otururken buluyorlar, kadın poşetler dolusu kabak uzatıyor ya da ‘iletişim istasyonu’nda bir anı defterine çocukluğundan güzel bir anısını yazıyor, oradan geçen, küçük spiralli deftere ulaşacak yüzlerce insandan birinin tanıklık edeceği ve seveceği bir hikaye.

Bu projenin kamusal alandaki varlığı armağanın verilmesini sürdürecektir; eğer biz yeteri kadar cesur olabilirsek…

Bir evrenselleşmiş pazar ekonomisinden bir çok yerel, birleşmiş armağan ekonomisine kadar, apaçık bir türler arası geçiş gerekliliği bağlamında, Şehir Onarımcısı’nın projeleri insanların kendilerinden verebilme yeteneklerini güçlendirecek geri bildirim düğümleri atacaktır. Lezzet vererek ve doku oluşturarak ilişkileri geliştiren tek şey hediyeler değil; aynı zamanda, yapan ve kullanan, verici ve alıcı arasındaki bağlantıdaki anı ve tavırlardır. Bu ilişkilerin içinde var olmak, paylaşılan deneyimler ve kollektif hareketle oluşturulan güven ve anlayışla, kendimizden daha ve daha fazla verebilmemize olanak sağlanacaktır.Saygın paylaşım kültürünü kuran, hareketlenmeleri ateşleyen ve dünyaları yeniden kuran şey, bu ilişkiler, insanlar arasındaki bu güvendir.

ZumbaraLab toplantılarında neler oluyor?

yelizyilmaz |
05 Haziran 2014 |

Dün yine Studio-X’te haftalık ZumbaraLab toplantısındaydık. Önümüzdeki haftaki toplantıda, yaz döneminde çoğu kişinin programı olduğu için, bu toplantılara devam edip etmeme durumunu konuşacağız. Yeni döneme yani Eylül’e kadar bir daha toplanamıyor olabiliriz, haberiniz olsun, haftaya gerçekleşecek toplantıya gelin :)

Haftaya gündemimizde Zumbara çalışma grupları oluşturarak üretime devam etmek var. Mesela Zumbara atölyelerini düzenleyecek olan bir çalışma grubu haftaya ilk toplantısını yapıyor olacak.

Eylül’de ise ‘Zumbara’nın Geleceğini Konuşma Kampı’ yaparak yeni döneme başlıyor olabiliriz. Henüz hiçbir detayı belli olmasa da, muhtemelen Bahçemist’te yapacağımız bu kampa Zumbara için elini taşın altına koyabilecek ve zaman ayırabilecek arkadaşların katılacağını öngörüyoruz.

Toplantılara katılamıyorum ama Zumbara için ne yapabilirim diye soranlar varsa, bizim önerimiz şudur: Mesela gittiğin yerlerde, katıldığın etkinlik/kamp/toplantılarda Zumbara’yı anlatabilirsin. İhtiyacın olabilecek materyale(sunum, Zumbara çeki, poster) kolayca ulaşmanı sağlayabiliriz. Yaptığın sunumu video veya fotoğraf çekerek bizimle paylaşabilirsen, çok mutlu oluruz ki :)

Son olarak, Zumbara’nın programlaması konusunda maalesef ki hala sorunlar yaşıyoruz. Bu konuda destek verebilecek arkadaşlara da hala çağrımız açık. Etrafınızda PHP Symfony bilen ve Zumbara’ya yardımcı olmak isteyen varsa, lütfen bize ulaşın.

Bu toplantılara dair gelişmeleri Facebook’ta kurduğumuz Zumbara Lab grubundan takip etmek mümkün.

Bu da toplantı sonrası selfie çalışmamız. Ayşegül ve Burcu çekim esnasında orada olmadığı için sonradan eklemeye çalıştım. Tamam kabul ediyorum, Zumbara’dan en kısa sürede Photoshop servisi almam lazım :)

Keyifli günler.

 

Hepimizin Birbirimize İhtiyacı Var!

Burcu Unal |
12 Mayıs 2014 |

“Senin bana , benim sana” ihtiyacımız var. “Ben seni, sen beni” tamamlıyoruz. Bunu fark edip en derinimde hissettiğim anda rahatladım. Kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek için her şeyi tek başıma yapmam gerektiği düşünce balonu bir anda patlayıp gitti. Özgürleşmiştim bu düşünceden.

Burcu ve Kızı

Zumbara benim için bir aile, koskocaman bir topluluk. Destek aldığım, kalpten paylaştığım ve kalpten paylaşıldığını deneyimlediğim bir dünya. Bu dünyada yaklaşık 1,5 senedir çeşitli deneyimler yaşıyorum. 40’ın üzerinde servis değişimi gerçekleştirdim. Pek çok güzel insan ile tanıştım. Yeni beceriler edindim, bazen ben de yeni beceriler öğrettim. Bazı günler ruhuma dokunanlar oldu, o bazı günlerde ben de bazı ruhlara dokundum. Birlikte doğuştan getirdiğimiz veya sonradan yaşamlarımızda deneyimleyerek öğrendiğimiz armağanlarımızı fark etmeye, keşfetmeye, birbirimiz ile paylaşmaya başladık; paylaşmaya da devam ediyoruz. Böylece muazzam bir örüntü oluşmaya başladı. Zaten tüm evren, doğa, ilişkiler ağı birer örüntü değil mi? Birbirimiz ile bağlantı halindeyiz. Bizler göremesek de her birimiz birbirimize enerjisel olarak bağlıyız. “Senin bana, benim sana” ihtiyacımız var.

Serdar Kılıç’ın “Doğadaki İnsan” bölümlerini izliyorum bu ara. Atalarımızdan bizlere miras kalan ve unuttuğumuz veya unutmakta olduğumuz değerlerimizi yeniden hatırlamaya başladım. İzlerken genelde gözlerim dolu dolu oluyor.

“Ben bugün yaptığımı sattım; aynı şeyi komşum da yapıyor; bir başka gelen de ondan alsın” diye dilekte bulunan bir insan olmayı öğreniyorum. İşte budur bizi ayakta tutan kültür. “Ben bunu bilirim ve o insanları düşleyip aklıma getirdiğimde burnumun direği sızlar, gözlerim dolar” diyor Serdar Kılıç. Paylaşım kültürü bizim Atalarımızdan geliyor, bu topraklar üzerinde yaşanmış. Engin bir bilge Anadolu, koskocaman kucağını bizlere açmış bereketli sevgi dolu bir ana. Anlıyorum ki aslında uyanma ve aydınlanma ve hatta “insan olma” o kadim bilgelikleri de hatırlamak. Modern sanayileşmiş şehir toplum yaşantılarımızda unuttuğumuz değerleri tekrar tekrar hatırlamak ve günümüze göre de uyarlayarak onları yaşatmak, geliştirmek… Zumbara ve buna benzer sosyal mecralarda, kendi hayatımda paylaşımda bulunurken işte tam olarak da hissettiklerim buna benzer duygular. Paylaşım ve armağan kültürünü yeniden yaşatmak…

Ben İstanbul’da yaşıyorum. 11 yaşında ilköğretimde olan Yağmur isminde bir kız çocuğu annesiyim. Aynı zamanda da Sosyoloji ve Psikoloji öğrencisiyim. Buna göre de ihtiyaçlarım farklılaşabiliyor. Bugüne kadar laptop tamiri servisinden, kızımın doğum günü için dans derslerine, web sitem için logo tasarımından aromaterapi ve yoga servisleri gibi ruhumu besleyecek servislerin deneyimlerini yaşadım. Yelpazem çok geniş. Bu deneyimlerimi içtenlikle paylaşmak niyetimdeyim.

Sevgiyle

Yeni Zumbara Mekanı: Halka Sanat

aysegulguzel |
22 Nisan 2014 |

Sizlere Halka Sanat, Zumbara ve İstanbul Permakültür Kolektifi’nin yeni işbirliği hakkında güzel bir haberimiz var.  Halka Sanat’ı duymuşsunuzdur galiba: halka sanat projesi, hiç bir kurumsal sponsorluğa dayanmadan, çağdaş sanat sergileri, söyleşiler, atölye programları aracılığıyla genç ve bağımsız üretimi ve kültürel paylaşımı destekleyen bir sanat inisiyatifidir.


Bundan böyle, her Çarşamba 11:00-17:00 arası Halka Sanat mekanı, Zumbara servis değişimlerine açık. Eğer bu mekana konuk olmak ve paylaşımınızı gerçekleştirmek isterseniz, önceden rezervasyon için info@halkaartproject.net ve 0216 550 29 90′dan Halka Sanat ekibi ile iletişime geçmeniz gerekiyor.

Haydi bakalım, yeni dayanışmamız ve Zumbara mekanımız topluluğa hayırlı uğurlu olsun o zaman :)

Zumbara Lab Başlıyor: Studio X’de, Bir Kent Laboratuarında

aysegulguzel |
15 Nisan 2014 |

Columbia Üniversitesi’nin İstanbul’da kentin geleceği ile ilgili araştırma projeleri ve fikirler üreten “laboratuvar”ı Studio X, bir süredir Fındıklı’da farklı sergi, panel, tartışma, buluşma, yemek vs. vs. bir çok farklı alana mekanlık yapıyor.

Bize de imece fonumuz zamanında kapılarını açan mekan, Passatempo’nun güzel müzikleri ile keyifli bir gece yaşamamızı sağlamıştı, hatırlarsanız.

Arkitera, Studio X’in açılış haberinde şöyle demişti mekan hakkında: ‘Columbia Üniversitesi’nin bir girişimi olarak dünyanın sayılı kentlerinin ardından İstanbul’da kurulan Studio-X Istanbul, kentin bugün ve gelecekte karşılaşacağı sorunları tanımlamayı ve çözümleri için yeni düşünce biçimleri üretmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Studio X Istanbul uzmanlar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler arasında bilgi alışverişini sağlayacak yeni bir platform oluşturacak.’

İşte Zumbara da kent, kamusal alan ve bu alanda meydana gelen ilişkiler, güvenme süreci, topluluk oluşturma biçimleri ve davranışlarına derinden bakmamızı, zamandan tasarruf etme alışkanlıklarıklarımızın farkına varmamızı ve para yerine zaman birimini kullanmamızı sağlayan bir deney aslında.

Bu deney en güzel bir kent kabaratuarından yapılır dedik :) 16 Nisan’dan itibaren her Çarşamba saat 14:00-18:00 arası Zumbara ile ilgili kolları sıvayarak çalışmak, üretmek isteyen herkesi Studio X’e Zumbara labine bekliyoruz. Zumbara ekibi artık çalışma saatlerini bu deneyde emek sarf etmek, üretim yapmak isteyen herkese açıyor.

Sorularınız varsa info@zumbara.com’dan bize sorun, kolları sıvamaya ve sorumluluk almaya çoktan hazırsanız çatkapı gelin. Biz Zumbara labinde üretmeye devam ediyor olacağız.